Showing posts with label Börekler ve de Çörekler. Show all posts
Showing posts with label Börekler ve de Çörekler. Show all posts

Saturday, June 02, 2007

Dumanı Üstünde Çörekler...

Bu sabah kahvaltısı için yapıldılar ve midelere indiler bile! Bu çöreklerin yapımı o kadar pratik ki çırpmak gerekmiyor, mayalanması gerekmiyor, elinizin altında hangi malzeme varsa hayır demiyor, sonuçta da lezzetli ve sağlıklı bir çörek çıkıyor ortaya. Özellikle sabah kahvaltıları için ya da hemen 5 çayının yanına yetiştirmek için ideal çözümlerden biri. Okullar kapanmak üzere, çocuklar artık evde :) Onlar için de ara öğün olarak bu tip atıştırmalıklar, sağlıklı ve besleyici seçenekler oluşturuyorlar her zaman. Biraz da onlara uygun hale getirip yani azıcık süsleyip de sunarsak hayır diyeceklerini hiç sanmıyorum. Sağlıklı nesiller yetiştirmek için evlerimize cips benzeri hazır yiyecekleri sokmamak gerekiyor kesinlikle! Mutlaka arada bir önüne geçemediğimiz zamanlar oluyor, üstelik de belli bir yaştan sonra onları kontrol etmek çok zor ama en azından damak zevklerini bu yiyeceklerle geliştirmek ileride onlara büyük katkı sağlayacaktır. Eve hazır abur cuburları hiç sokmamak ise ciddi anlamda etkili bir yöntem diye düşünüyorum.

Ben oğlum için bir kısmını minik hayvan kalıplarında pişirmeyi tercih ettim. Altta görülen şekil her ne kadar çok belli olmasa da bir tavşan aslında. Kahvaltıyı geciktirmek istemediğim için süsleme kısmına fazla girmedim ama renkli biberler, peynir vs kullanilarak biraz daha cazip hale de getirilebilir.




Daha önce bir yazımda Karahan Un'dan bahsetmiştim. Bu lezzetli organik unlarla zaman zaman yapacağım çörek ve ekmekleri sizlerle payalaşacğımı da söylemiştim. Bu tarif onlardan biri işte. Bloguma biraz daha fazla vakit ayırmayı istiyorum ama sadece istekle olmuyor ne yazık ki. Belki yazın rehaveti bana bu imkanı sağlar kimbilir?... Çok güzel tatlı çörek, değişik ekmek denemelerim oldu aslında. Bunları zaman içinde sizlerle paylaşacağım. Şimdi gelelim bu çöreğin tarifine:

Malzemeler;

3 yumurta (1'inin yarısı üstlerine sürülecek, yarısı içinde kalacak)
2 su bardağı tam buğday unu
1 su bardağı beyaz un + 1 tatlı kaşığı karbonat
1 su bardağı yoğurt
2/3 su bardağı sızma zeytinyağı
1/2 su bardağı dilimlenmiş zeytin
2 tatlı kaşığı kekik
1 tatlı kaşığı deniz tuzu

Yapılışı;

tüm malzemeleri karıştırdıktan sonra, yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine kaşık yardımıyla yumurta büyüklüğünde parçalar dökün. İsterseniz küçük kek kalıpları ya da kek kapsülleri de kullanabilirsiniz. Sonra üstlerine çırpılmış yumurta sürerek, 10 dakika önceden
ısıtılmış fırında 175-180 derece fırının orta rafında, üzerleri kızarındaya kadar pişirin.

NOT: Bu çöreğin hamurunu temel hamur alarak içine zeytin yerine peynir-dereotu vs gibi damak zevkinize ve evdeki malzemenize uygun kombinasyonlar da oluşturabilirsiniz.

Posted by Picasa

Wednesday, March 21, 2007

Karahan Un, ekmek ve tuzlu kurabiyeler




Geçen hafta tesadüfen Bim Markete uğramıştım ve yine tesadüfen üzerinde "organik" yazısı olan Karahan markalı bu unlar dikkatimi çekti. Tabi hemen her türünden bir paket sepete atıp çıktım. Akşam ekmek yapmak için bu unlardan birini denemeye karar verdim. Ekmek piştiğinde gözlerime ve hatta damağıma inanamadım :) Nefis olmuştu. Bir un bu kadar mı farkedebilir?... Ustelik daha önce kullandığım un da yine kalitesine inandığım ve zor bulup 10 kiloluk paketler halinde aldığım bir markaydı. Tabi hemen ertesi sabah kendimi yine Bim'e attım amacım kalan bütün paketleri toplayıp eve gelmekti! Gidince hüsrana uğradım tabi çünkü bir paket bile kalmamıştı. Çalışanlara sordum haftanın ürünüydü bitti dediler. Neyse ki ineternet siteleri (http:www.karahanun.com.tr) var tesellisiyle eve döndüm ve Ankara'da nerede bulabilirim acaba bu nefis unlari diye sordum, sağolsunlar hemen cevap yazdılar. Yakında Kiler Marketlerde ve organik ürün satan (aggroland, athelas gibi) dükkanlarda bulabilirmişiz. Bir yerlerde karşınıza çıkarsa mutlaka denemenizi öneririm.

Bu unların lezzetinin sırrı sanırım tamamen doğal yöntemler kullanılarak üretilip taş değirmenlerde öğütülmesinden geliyor. En kısa sürede marketlerde de bulabilmeyi diliyoruz :)

İlgilenenler için, bana Karahan Un tarafından belirtilen adresleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

"Ankara'da ki Organik Ürünlerimizi Satan Mağazalarımız
Aggroland-Zencefil Ekolojik ve Doğal Ürünler Mesa plaza No:31 Çayyolu Ankara Tel:0 312 240 33 35
Athelas Mucizeler Dükkanı Arcadium Alışveriş merkezi 8.cadde No:192 Çayyolu Ankara Tel:0 312 240 40 23
Güneş Doğal Ürünler- Tunalı Hilmi Cad. Yetkin Çarşısı No:101/35 Tel:0 312 428 36 52
İksir Doğal Ürünler -Gürcan Ülgen AltıncıI Cadde 3/5 Bahçelievler Ankara Tel:0 533 571 80 17


http://www.naturey.com
http://www.manavim.com/
http://www.naturaturk.com/
http://www.organikdunya.com/
http://www.dogalpazar.com/ ".



Bunlar da lezzetli atıştırmalık tuzlu kurabiyeler, oldukça hafif ve özellikle çocuklar için gayet besleyici.

Malzemeler:

3 yumurta (1'inin sarısı üstüne sürülecek)
1/4 cup süt
100 gr tereyağı (oda sıcaklığında)
1/2 cup zeytinyağı
1 çorba kaşığı sirke
1 tatlı kaşığı mahlep
1 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı toz şeker
1 paket kabartma tozu
aldığı kadar un.

Yapılışı:

Önce yumurtaları, sütü ve yağları karıştırıp sonra da elenmiş un, kabartma tozu, mahlep, tuz ve şeker karışımını sıvı karışıma yedirerek yoğurun. Yoğurma işlemi bittikten sonra 1-2 saat kadar ağzı kapalı bir kapta, buzdolabında dinlendirin. Sonra unlanmış bir zeminde 1 cm kadar kalınlıkta açıp kalıplarla kesin ya da isterseniz elinizde şekillendirin. Üzerlerine yumurta sarısı sürerek önceden ısıtılmış fırında 175 derecede üzeri kızarıncaya kadar pişirin.

Hamur içerdiği yumurta miktarının biraz fazla olmasından dolayı açarken zorlayabiliyor. Yine de kesip pişirdikten sonra görüntüsü yukarıdaki gibi gayet şirin oluyor. Kurabiye gibi çok düzgün olmasını beklemeyin diye özellikle belirtmek istedim bunu. Afiyet olsun...

Tuesday, January 09, 2007

Rulo Börek... Renk Renk!


Malzeme konusunda yaratıcılığınızı konuşturmak için biçilmiş kaftan bu börek!
Çoğunuz bilirsiniz "ispanyol böreği" diye anılan bir börek vardır hani, ıspanak, havuç, pastırma üçlüsüyle yapılan. Ben o böreğin tadını çok severim. Bir gün aklıma taklıdı acaba bu böreğe neden "ispanyol böreği" denmiş diye?... Sonra uzun yıllar İspanya'da yaşamış ve muhteşem bir aşçılığı olan bir ablamıza sordum. Kat kat olmasından ileri geliyormuş bu isim. İspanyollar bu tarz yiyecekler hazırlamayı pek severmiş meğer :) Bir gün bize "ispanyol omleti" yapmıştı da bayılmıştık. İlk anda ne olduğunu görünüşünden çıkaramadık. Börek diye düşündük ama sonuç itibariyle patatesli omlet olduğunu anladık. İncecik dilimlenmiş kat kat patatesler bu izlenimi uyandırıyor insanda. Patatesler o kadar ince ki pişmiş bir su böreği hamuru kalınlığındaydı neredeyse :)

Neyse gelelim bizim böreğimize. Resim grubumuzda her hafta birimiz 5 çayı sofrası kuruyoruz :) Bu gün benim sıramdı ve bu börek de sofrada yerini bu vesileyle almış oldu. Evinizdeki malzemlerle, damak zevkinize göre değişik versiyonlarını geliştirebilirsiniz sizler de.

Malzemeler;

4 adet yufka
1 yumurta + 1 yumurta akı
1 bardak soda
sıvı yağ (yufkaları yağlamak için)

Ayrıca harcı için,
300 gr kadar incecik doğranmış pırasa
2 orta boy ince doğranmış soğan
300 gr kadar kıyma
3 orta boy haşlanmış ve ezilmiş patates
3-4 orta boy rendelenmiş havuç

Yapılışı;

temel olarak 3 ayrı harç elde etmemiz gerekiyor. Bu malzemelerden pırasa ve soğanı karıştırarak 3'e böldüm ve 1/3 ünü kıymalı harca, 1/3 ünü patatesli harca, 1/3 ünü de havuçlu harca karıştırdım.

Az yağla kavurarak harçlarımı hazırladım. Kıymalı harcı yaparken önce pırasa+soğan karışımını biraz kavurarak karamelize ettim ve sonra kıymayı ekledim. Kıymayı harlı ateşte kavurursanız suyunu bırakmayacağı için çok daha lezzetli ve yumuşak bir harç elde edebilirsiniz. Ben biraz kimyon ve karabiber kullandım baharat olarak. Daha sonra aynı şekilde patatesli harcı yaptım. Son olarak da havuçlu olanı. Bunu yaparken havuçların yumuşak kalarak pişmesi için 30 ml kadar su ekledim.

Harçları hazırladıktan sonra, yufkalardan birini serip üzerine yumurtayı sodayla hafifçe çırparak elde ettiğim karışımdan birazını yaydım ve biraz da spreyle yağ püskürttüm. Üzerine 2. yufkayı serdim ve yine aynı işlemi tekrarladım. Bu katta olmasını istediğim harç patatesli olandı ve tüm yufkaya yaydım. Bunun üzerine 3. yufkayı serip yumurt+soda+yağ karışımını gezdirdim yine ve sonra kıymalı harcı yaydım. 4. yufkayı da bunun üzerine serpip aynı sırayla en son havuçlu harcı da serdim ve bir ucundan başlayarak rulo yaptım. Rulonun sonunun masanın ucuna yakın bir yerde olması işinizi kolaylaştırır bu ayrıntıyı unutmayın :) Kocaman bir rulom oldu zira yufklarım tabir cazise çarşaf kadardı! Bunu ortasından keserek 2'ye böldüm. Pişireceğim tepsinin içine aldım ve bir gece beklettim. Ertesi gün yumurta sarısı+20 ml kadar süt karışımını böreklerin üzerine sürüp biraz da susam serptim. 180 derecede önceden ısıtılmış fırında üzeri pembeleşene kadar pişirdim.

Durun daha bitmedi! Fırından çıkarıp biraz ılınmasını bekledim ve dilimleyerek tekrar tepsiye dizdim. Yukarıda fotoğrafta gördüğünüz şekildeki dilimlerin iç kısımlarının biraz daha kızarmasıydı amacım. İşte şimdi tamam yani servise hazır :) Afiyet olsun... Posted by Picasa

Wednesday, December 06, 2006

Pizza ve Calzone



Bizim için pide neyse İtalyanlar için de Calzone öyle bir şey. Hani nasıl bizim kapalı pidelerimiz vardır bir de açık pidelerimiz, pizza ve calzonenin İtalyanlar açısından benzer bir yanı var.

Ben ikisi için de aynı hamur kullandım ama Calzonenin içinin sosu biraz daha fazlaca ve biraz da farklı.

Hamur Malzemeleri ;

200 ml su (elde yoğurulacaksa ılık)
3 çorba kaşığı zeytinyağı
350 gr un
1 paket kuru maya
1 tatlı kaşığı tuz


Sos Malzemeleri;
pizza için
1 su bardağı domates püresi
2 tatlı kaşığı domates salçası
1 diş ince kıyılmış sarmısak
2 çorba kaşığı zeytinyağı

calzone için
yukarıdaki malzemelere ek olarak 1/2 çay bardağı süt kreması

Harç malzemeleri;

Pizza için ben genellikle jambon, sucuk, mantar ve rendelenmiş kaşar peyniri kullanıyorum. Ustune de pizza baharatı. Bu baharatı yazın Viyana'dan almıştım, Almanca bilen birine içeriğini tercüme ettireceğim yakında o zaman bunun da tarifini veririm. Şimdilik kekik kullanabilirsiniz.

Calzone için harç olarak küp doğranmış sucuk ve dil peyniri kullandım.


Bbu hamuru ekmek makinesinde hazırladım. Eger elde yoguracaksanız 10-15 dakika yoğurup 1 saat kadar da ılık bir ortamda dinlendirin. Daha once yaptığım pizza hamurlarından daha iyiydi.

Elinizi zeytinyağına batırarak hamuru tepsiye yayın ve 10 dakika kadar dinlendirip üzerine malzemeleri yayın. 190 derece fırının alt rafında 20 dakika kadar pişirin. Fırının içine ısıya dayanıklı bir kap içinde su koyarsanız daha yumuşak olur.

Posted by Picasa

Calzonenin hamurunu elde ya da merdane ile açabilirsiniz. Sonra yarısına sos ile karıştırılmış sucukları yaydım ve bunun üstüne de küp doğradığım dil peynirini ekledim. Malzeme ekleme faslı bitince diğer yarısını dolu kısmın üstüne kapattım. Üzerine su sürüp pizzayı pişirdiğim şekilde pişirdim.

Bu tarif benim daha önce fotoğraflayıp da bir türlü bloga koyamadığım bir tarifti. Bu gün arkadaşlarıma bunun değişik bir versiyonunu yaptım ama ne yazık ki fotoğraflamak aklıma gelmedi hiç. O hali de çok hoşumuza gitti. Calzonecikler şeklindeydi :) Pastane poğaçalarından biraz daha büyükçeydi. Başka çeşitlerle ve özellikle salatalarla birlikte çay yanına da sunulabilecek bir çeşit oluşturdu. Bir de bu gun yaptıklarımın üzerine su yerine yumurta akı+sarısı karışımından sürdüm.

Özellikle ekmek makinesi olanlar için, son derece pratik bir şekilde ortaya çıktığından dar vakitlerde bile uygulanabilecek güzel bir tarif.

Afiyet olsun...

Sunday, October 01, 2006

Pannettone (Milano'nun noel pandispanyası)

Çocukken, oturduğumuz apartmanın altında bir pastane vardı. Sabahın erken saatlerinden itibaren apartmanın aydınlığından, kapıdan pencereden her yerden mis gibi pasta kokuları yayılmaya başlar akşama kadar bu böyle devam ederdi :) Hele de o paskalya çöreklerinin kokusu dayanılmaz güzellikteydi. Sokaklarda oynardık, yorulurduk soluğu bu pastanede alırdık. Necati abimizin gülen yüzü eşliğinde gelsin limonatalar gitsin çörekler bir güzel depoyu doldurur sonra yine oyuna dalardık. Hava sıcakmış soğukmuş kimin umurunda. Bu çöreğin kokusu beni aldı o günlere götürdü, sonra biraz hasret giderdik. İşte size bu küçük mutluluğun tarifi:

Malzemeler;
2/3 su bardağı süt
2 yumurta
80 gr tereyağ (ya da 75 ml sıvı yağ)
130 gr un
60 gr şeker
130 gr un
1 paket instant maya (10 gr yaklaşık 1 çorba kaşığı)
6 çorba kaşığı kuru üzüm
4 çorba laşığı ağaç kavunu şekerlemesi (ya da kuru kayısı)

Yapılışı;
Ekmek makinesinde yapacaksanız malzemeleri bu sırayla eklemeniz gerekiyor. 3 saatlik programda, 1. kıtır seviyesinde ve 750 gr seçeneğinde pişirdim.

Elle yoğurup pişirecekseniz (ki ben bir daha yapacağım zaman mutlaka bu şekilde denemek istiyorum) un ve kuru meyveleri karıştırdıktan sonra ortasını havuz gibi açıp yumurta, ılıtılmış süt, şeker ve mayayı koyup yaklaşık 10-15 dakika yoğurun. Sonra ılık bir yerde 1 saat kadar mayalandırın. Ben bunu fırının yoğurt mayalama ayarında yapıyorum bu günlerde malum hava serin ama kalorifer yakılacak kadar değil. Sonra istediğiniz şekli verip ki saç örgüsü formu yakışır bence, üzerine su ya da yumurta sarısı sürerek tepside 30 dakika kadar daha mayalandırın ve önceden ısıtılmış 200 derce fırında, orta rafta kızarıncaya kadr pişirin.

Ben en son aktara gittiğimde bu tip çörk, kurabiye, kek vs de kullanmak üzere değişik meyve şekerlemeleri almıştım. İçlerinden biri bir şey kavunuydu ama ne olduğunu hatırlayamadım bir türlü. Bu tarifte ağaç kavunu diye okuyunca onu koydum güzel de oldu ama kurutulmuş kayısı da bence gayet güzel yakışır bu çöreğe. Bir de aklıma gelmişken yazayım, mayayla yapılmış çöreklerin kabartma tozuyla yapılmış olanlara göre besin değeri daha yüksekmiş.

Maya doğal bir B vitamini kaynağı ve özellikle çocuklar için çok önemli. Bu nedenle yoğurt, kefir, ekmek gibi mayalanmış yiyeceklerden çocukların mutlaka tüketmesi gerekiyor. Bazen dikkatimi çekiyor çocuklara aman lapacı olmasın diye ekmek yedirmeye yanaşmıyor bazı ebeveynler. Her şeyin fazlası zarar ama çocuklar günde bir kaç dilim ekmek yemekle lapacı olmazlar kimse endişe etmesin :) Aynı şekilde ekmeği de çeşitlendirmek gerekiyor yani ne her zaman beyaz ekmek ne her zaman kepekli ya da diğer tahıl unları. Sağlıklı nesiller yetiştirebilmek için hepimize görev düşüyor. Bu konuda edindiğim bilgileri zaman zaman sizlere aktarmaya çalışacağım. Sizler de katkıda bulunursanız sevinirim.

Sağlıklı günler dilerim.

Posted by Picasa

Saturday, September 09, 2006

Yaşasın Sonbahar!...


Uzun bir aradan sonra herkese merhaba... Gidip gelinen tatillerden, bayıltıcı sıcaklardan, virüslere ve spywarelere karşı verdiğim mücadeleden sonra yine buradayım :) Şaka bir yana epey zorlandım bu mücadele sırasında. Neyseki sonunda format atmak zorunda kalmadan kurtardım makinemi. Eh sıcaklar da bitti ve en sevdiğim mevsim geldi, yaşasın!

Ankara'nın sonbaharı da ayrı bir güzel olur. Rengi kızarmaya başlayan sarmaşıklar, yavaş yavaş yerlere düşen at kestaneleri, sararan yapraklar pek bir yakışıyor Ankara'ya. Bir de İç Anadolu'nun en bereketli mevsimidir sonbahar. Gerçek Ayaş domatesleri, Kızılcahamam fasulyeleri pazarlara dökülmeye başladı iyice, kış için saklamanın tam zamanı. Bir de bu hazırlık telaşını seviyorum işte :) Karınca misali... Şimdi gelelim tarifimize.

ROLL EKMEĞİ ve EKMEK BALIĞI

Bu ayın Sofra dergisinde çok güzel ekmek tarifleri var. Hepsi denenmeli bizim ev için. Roll ekmeği aslında aynı zamanda bildiğimiz sandviç ekmeği, tek farkı sandviç ekmeği yapmak için üzerine yumurta sürülüyor. Ben bu yaz bir kaç yıldır mutfakta çok yer kaplar gerekçesiyle almadığım ekmek makinesini aldım sonunda. İyi ki de almışım :) Çok pratik oldu. Aslında hamur yoğurmayı severim ben ama vakit yetmiyor her zaman. Bu tarifi önce sandviç ekmeği olarak denedim ve çok sevildi, çok güzel oldu. Sonra da ekmek makinesinde denedim. Tost ekmeği tadında bir şey yakalamak için. Hazır tost ekmeklerde margarin kulllanılıyormuş (belki kullanmayan da vardır ama emin olmak zor).

Biz çocukken annem arada kahvaltılarda ekmek balığı yapardı ve severek yerdik. Yıllardır hiç aklıma gelmeyen bir şeydi bu. Bir kaç ay önce annem hatırlattı Arca'ya yapmam için. Nasıl da düşünememişim???... Bayıldı, çok sevdi. Çocuklara yumurta yedirmenin güzel bir yolu bu aslında aynı zamanda. Dün bu ekmeği makinede pişirdikten sonra sabah kahvaltı için de ekmek balığı yaptım. Aslında herkesin bildiği bir şeydir mutlaka ama ben yine de unutanlara hatırlatayım istedim.

Ekmek için malzemeler;

4 su bardağı un (ben 250 ml lik cup ölçüsü kullandım)
2 su bardağı ılık süt
1 kahve fincanı zeytin yağı
1 adet yumurta
3 çorba kaşığı toz şeker
1 tatlı kaşığı mahlep
1 çay kaşığı tuz
1 paket toz kuru maya

Sandviç ekmeği yapmak isterseniz üzerine bir adet çıpılmış yumurta sürmeniz gerekiyor.

Yapılışı;

Un, tozşeker, tuz ve mahlebi hamur yoğurma kabına alarak karıştırın. Ortasını havuz gibi açı, ılık süt, yağ, yumurta ve mayayı ilave ederek yoğurun. Oldukça cıvık ve ele yapışan bir hamurunuz olacak. Yumuşak ekmek yapabilmek için biraz cıvık hamur gerekiyormuş meğer. Ben bunu öğrenene kadar klasik kulak memesi yumuşaklığı için un ekleyip dururdum ve tabi ekmek de güzel olmazdı. Bunun püf noktalarından biri de hamuru iyice yoğurmak. Öyle ki yoğurdukça hamurun yavaş yavaş elinizi bırakmaya başladığını göreceksiniz. En sonunda da spatül ya da bıçağın tersi yardımıyla elinizde kalan hamuru sıyırıp, üzerini kapatarak 1 saat mayalanmaya bırakın.

Bu sürenin sonunda kabaran hamuru elinizi una batırarak tekrar yoğurun. Daha sonra hamurdan yumurta vbüyüklüğünde parçalar alarak yuvarlayın ve yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizin. Sandviç ekmeği yapmak istiyorsanız bu aşamada üzerlerine çırpılmış 1 adet yumurtayı sürün, isterseniz susam vs serpin ve önceden ısıtılmış 200 derece fırında üzerleri kızarana kadar pişirin.

Dediğim gibi ben bu tarifi dün ekmek makinemde yaptım ama ölçü biraz fazla geldi. Bir daha yaptığım zaman 1/3 oranında malzemeyi azaltmayı düşünüyorum.

Ekmek Balığı için; dilimlediğiniz ekmekleri çırpılmış yumurtaya batırın. Sonra omlet pişirecekmiş gibi yüzeyi yağlanmış bir teflon tavaya bu ekmekleri koyun. Orta hararetli bir ateşte bir yüzünü pişirin. Bu arada diğer yüzlerine biraz daha yağ gezdirin. Bu iş için sprey yağ kapları çok işe yarıyor, son zamanda aldığım en kullanışlı mutfak aletim bu :) Sonra da diğer yüzü pişirin ve işlem tamam. Afiyet olsun...

Thursday, February 02, 2006

Bir hamur mayala pizza, pide, ekmek ne istersen yap!...

Ben hamur mayaladığım zaman mutlaka miktarini fazla tutarim ki biraz da ekmek çıksın. O yuzden burada vereceğim ölçü size fazla gelirse yarı yarıya azaltabilirsiniz.

Hamur malzemeleri ve yapılışı;
750 ml su + süt karışımı (250 ml süt+500 ml su)
1 paket instant maya
1 tatlı kaşığı toz şeker
1,5 tatlı kaşığı deniz tuzu
1 çorba kaşığı sirke
1 çay fincani zeytinyağı
Aldığı kadar un (kıvam oldukça cıvık olmalı)

Aldığı kadar un dendiğinde genellikle kulak memesi kıvamı anlaşılır ama bu çok daha cıvık olmalı ki pişince yumuşak olsun. Önce 2 bardak kadar unu eleyip ortasını havuz gibi açıyorum ve bu havuza maya, şeker ve ılık su süt karışımından bir miktar döküp maya eriyene kadar elimle karıştırıyorum sonra kenarlardan biraz un alıp karışıma yedirerek boza kıvamına gelince bırakıyorum ve kabın kapağını örterek mayanın kabarmasını bekliyorum. Maya kabardıktan sonra yukarıda saydığım malzemeleri ekleyerek hamuru yoğurmaya başlıyorum. Bu işin bir kaç püf noktası var. Birincisi ister ekmek olsun ister pizza hamur oldukça cıvık olmalı. Hani poğaça, kurabiye vs yaparken aldığı kadar un hamurun elimizden kolayca sıyrıldığı zamadır ya bu tip mayalılarda bunu unutun. Hamur elimden çıksın diye un eklemeye devam ederseniz sert ekmekleriniz, pizzalarınız olur. Hamur cıvık olacak ama çok yoğurmanız gerekiyor. Yoğurdukça elinizi bıraktığını göreceksiniz. Bu aşamaya geldiğinde elinizi zeytinyağa batırarak yoğurma kabınızın ortasına hamuru toplayı ağzını kapatın ve bir battaniye vs örtü ile sıcak bir yerde mayalanmaya bırakın.

Maya geldikten sonra tekrar yoğurup havasını alın ve pizza ya da pide yapacaksanız, çok ince bir hamur yapıp hemen üzerine malzemelerini yayın ve önceden ısıtılmış fırında pişirin. Ben bu aşamada yine zeytinyağından destek alıyorum :) Teflon bir tepsiye elimi zaytinyağına batırarak göz kararı bir hamuru incecik yayıyorum. Hamur kalın olursa ekmek yiyor gibi olursunuz. Sonra üzerine hemen sosunu yayıyorum üzerine önceden hafif haşladığım mantarları ve sucuğu zeytini (bir kaç tane zeytin dilimi) ekleyip fırına veriyorum ve en son aşamada yani pizza piştikten sonra peynirini ekleyip 3-5 dakika sonra fırından çıkarıyorum.

Çok ayrıntılı anlattım uzun oldu farkındayım ama bu aşamaya gelene kadar yıllarca tuhaf pizzalar yaptım yeni deneyenlerin bu aşamalardan geçip yılmasını istemem :)

İç Malzemeleri ve hazırlanışı;

Pizza için ben sadece
sucuk, mantar, rende kaşar, domates püresi+domates salçası (tarifini aşağıda vereceğim) ve zeytin kullanıyorum.

Eşimin ailesi Kayseri'lidir ve kayınpederim pastırma ve sucuk konusunda gerçekten ustadır. Bunun için biz dışarıdan sucuk almayız ve yemeyiz. Hem katkı maddelerinden dolayı hem de işte içinde ne olduğunu bilmediğimiz şeyi yemeyi pek sevmiyoruz. Bu şarküteri etlerinden sadece gözümün kestiği pastırmayı alırım ki o da kırk yılda bir (kokusu malum). Eğer isteyen olursa sucuk tarifi verebilirim.

Pizzanın tabanındaki sosa gelince, önce tavaya koyduğum az zeytinyağda 2-3 diş sarımsağı sadece kokusu yağa geçene kadar yani 8-10 saniye kadar çevirip üzerine hemen 1,5 su bardağı domates püresi (ya da rendesi) ve bir tatlı kaşığı kadar kekik ekliyorum. 1 dakika kadar sürekli karıştırıp 1 çorba kaşığı domates salçası ekliyorum. 1 dakika da bu şekilde pişiyor. Bir de isteyen 1 çay kaşığı tuz ekleyebilir ama biz az tuzlu yediğimiz için salçanın tuzu yeterli geliyor.

Bu arada pizzanın fotoğrafını çekmeye fırsat kalmadı çünkü fırının başında bekleniyordu :) Başka sefere artık.

Pide için; bizim en sevdiğimiz harç mantarlı kaşarlı olan. Hatta eğer elinizin altında varsa kaşarın yanısıra İzmir Tulumu da ekleyin çok daha lezzetli oluyor. Yukarıdaki pidelerin biri açık diğeri kapalı. Aralarındaki fark kapalı olanın içinde yumurta yok diğerinde var.

Pidelerde de yine çok ince hamur üzerine malzemeyi yayıp tepside tekrar mayalanmasına izin vermeden hemen önceden ısınmış fırında pişirmek iyi sonuç veriyor.

Bir püf noktası da, ekmek,pizza vs mayalı hamurları pişirirken fırına mutlaka ısıya dayanıklı bir kap içinde su koyarım sertleşmemesi için. Tabi bir gün kendinden buhar veren bir fırın alarak bunun lüksünü yaşamayı istemiyor değilim bu arada ;)

Kıymalı pide ya da lahmacun harcı isteyenler için de ayrıca tarif verebilirim. Burayı daha fazla kalabalıklaştırmak istemediğim için şimdilik bana müsade...

Thursday, January 12, 2006

Bizim evin bir klasiği : Zeytinli Kek



Annemin çok sevdiği bir Kıbrıs'lı arkadaşının hatırasıdır bu tarif bize. Çocukluğumdan beri hep çok sevmişimdir. Ne zamandır aklımdaydı sizlerle paylaşmak, oldukça değişik bir tarif çünkü.

Malzemeler:
1 su bardağı yoğurt
1 su bardağı çekirdekleri ayıklanmış zeytin
3 su bardağı un
2/3 su bardağı erimiş tereyağı (ya da margarin)
1/3 su bardağı zeytinyağı
3 adet yumurta (1'inin sarısı yüzüne)
1 tatlı kaşığı kabartma tozu
2-3 adet incecik doğranmış soğan
1 avuç dolusu kuru nane

Yapılışı:
Tüm malzemeleri karıştırıp kek kalıbına dökebileceğiniz gibi muffin kalıplarına da dökebilirsiniz. Naneyi iyice ufalayarak kullanmak gerekiyor. En son olarak da ayırdığımız 1 yumurta sarısını keklerin yüzüne sürün.

Bu arada geçmiş bayramınız kutlu olsun ve daha nice bayramlar görün sevdiklerinizle birlikte...

Thursday, September 15, 2005

Elmanın romantik hali!...

ELMALI ŞARLOT
Bazı özel günler, özel misafirler vardır hani... Özel bir şeyler hazırlamak istersiniz, her zaman yaptıklarınızdan farklı bir şeyler. İşte bu tarif bence o gruba girer, çok özel ve güzel :) Biraz özen, biraz sabır birazcık da zaman istiyor ama sonuç değiyor...

Malzemeler:
Tek pandispanya için (ki bu tarifte x2 kullanıyoruz)
4yumurta
1 su bardağı toz şeker
1 su bardağı sade kekun
(ya da elenmiş un+pirinç unu)
1/2 çay kaşığı saf vanilya

ayrıca;
arasına sürmek için çilek ya da vişne marmelatı

Krema için
250 ml süt (1 su bardağı)
100 gr toz şeker (1/2 su bardağı)
3 adet yumurta sarısı
1 tatlı kaşığı sıvı vanilya ya da toz halde saf vanilya
5 silme tatlı kaşığı toz jöle (ben 3 çay kaşığı dolusu agartine kullandım)
1 su bardağı süt kreması (ben 3 çorba kaşığı labne + 1 çorba kaşığı pudra şekeri de ekledim kıvam için)

Yapılışı:
Pandispanya hamurunu her zaman kullandığım tariften hazırladım. 4 yumurtayı ve toz şekeri bir çırpma kabında önce düşük sonra yüksek devirde rengi bej olana ve krema kıvamına gelene kadar (ki yaklaşık 7-8 dakika) çırpın. Sonra vanilyasını ve ununu ekleyerek en düşük devirde sadece karışana kadar çırpın çünkü bu aşamada fazla çırpıldığında hamur kıvamını kaybeder. Bu hamuru yağlı kağıt serilmiş bir fırın tepsisine her yeri eşit miktarda olacak şekilde yayın. Fırın tepsiniz ne çok büyük ne de çok küçük olsun. Mini fırın tepsisinden biraz daha büyük yani ve dikdörtgen olsun mümkünse :) Ben normal fırın tepsisinde yaptım ama biraz uğraştım sonrasında kenarını kesip düzeltebilmek için çünkü tepsi büyük geldi. Önceden ısıtılmış 150 derece fırında pembeleşene kadar pişirin.
Bu arada pastanın tabanı için bir pandispanya hamuru daha hazırlayın. Ben ölçüyü yarıya indirmek istemediğim için hamurun yarısını kelepçeli kalıba döktüm diğer yarsını da kedi dili bisküvisi yaptım. Tabanın çok kalın olmaması gerekiyor.

Krema için şeker, yumurta sarısı ve vanilyayı el blender'ı gibi bir şeyle iyice karıştırın. Sütü kaynatın ve yumurta sarılı karışıma kaşıkla karıştırarak yavaş yavaş ekleyin. Sütün tamamını bu şekilde karışıma yedirdikten sonra tekrar tencereye alın ve çok kısık ateşte plastik çırpma teliyle sürekli karıştırarak pişirin. Bu aşamada çok sabırlı olmayı unutmayın!!! Sulu bir muhallebi kıvamına gelince ateşten alın.
Diğer taraftan toz jöleyi bir kaseye alarak üzerini kaplayacak şekilde kaynar su ekleyin. Karıştırarak eritin ve kremaya ekleyin, soğumaya bırakın (ben jöle yerine agar agar kullandım).

Bu arada ilk pandispanyanız pişmiştir herhalde :) Fırından alınca arasına nemli ve tabi ki temiz bir bez koyarak yağlı kağıt ile birlikte rulo yapıp üzerini örtüp ılınıncaya kadar bekletin. Bu sürecin sonunda ruloyu açıp içine marmelatı sürün ve yavaş yavaş tekrar rulo yapın ve bunu yaprken de pandispanyayı zedelemeden kağıdı çıkarın. Yaptığınız bu ruloyu tekrar yağlı kağıda sararak 1 saat kadar buzlukta bekletin. Tabi bundan hemen sonra kelepçeli kalıpta taban için ikinci pandispanyayı pişirmeye başlamayı ihmal etmeyin. Kalıbın altına yağlı kağıt koyarak pişirirseniz çıkması çok kolay oluyor.

Derkeeeen elmaları soyup küp küp doğrayın. Bu küpler çok büyük olmasın mümkünse ;) Doğradığınız elmaları limon suyuyla hafifçe ovarsanız renkleri kararmayacaktır. Sonra elmalarınızı da artık soğumuş olan kremanıza ekleyip şöyle bir karıştırın. Derin ve çok geniş olmayan bir kapta kremanızı, pudra şekeri ve labnenizi 8-10 dakika çırpın. Ben labneyi krema ve pudra şekeri ile pastalarda çok seviyorum. Biraz da kremanın kıvamını en güzel böyle buluyorum. Normal jöle kullanacaksanız belki ayrıca labne eklemenize gerek kalmayabilir. Ben agartine kullandığım için de tam katılaşmamış olabilir. Son olarak çırpılmış kremayı da diğer elmalı krema karışımına ekleyerek karıştırın.

2. pandispanyanız pişmiştir artık fırından çıkarın çünkü kelepçeli kalıp size lazım! Kalıbınızın altını streç film ile kaplayın ve dilimlediğiniz ruloları kalıbın tabanına ve kenarlarına yerleştirin. Sonra krema karışımını dökün ve en üste de sonra pişen yarım ölçü pandispanyayı kapatın. Bunun da üzerini streç film ile kapatıp dolapta en az 3-4 saat dinlendirin. Bu kadar işlemden sonra dinlenmek onun da sizin de hakkınız elbette :) Bu süre sonunda servis tabağına ters çevirerek alın ve yavaşça streç filmi üzerinden sıyırın ve altında yatan güzelliği seyredin!...

Sonraaaa...

Afiyet olsun!...

NOT: Bu tarifi yıllar önce tefal alış verişi sırasında hediye edilmiş olan kitaptan uyguladım yani tarif Emel Başdoğan'a ait. Aslında pandispanya tarifi kitapta verilenden farklı. Bu gün riske girmek istemediğim için elimin alışkın olduğu tarifi tercih ettim. Bir başka tarif için diğerini uygulamak istiyorum ve tabi o zaman sonucu sizlerle paylaşırım.

Saturday, August 06, 2005

Ne'li istersiniz???




POĞAÇA

Malzemeleri:

Hamur için;
2 çay bardağı sıvı yağ
2 çay bardağı eritilmiş tereyağ ya da margarin
2 çay bardağı yoğurt
1 yumurta akı (sarısı yüzüne)
1 çay kaşığı kabartma tozu
1 çay kaşığı tuz
Aldığı kadar un.

İç Malzemesi;
1 su bardağı beyaz peynir ya da lor
yarım demet maydanoz, dereotu

Yapılışı:
Tüm hamur malzemelerini karıştırıp yoğurduktan sonra, yarım saat hamuru dinlendirin. Sonra hafif unlanmış tezgahın üzerinde merdane yardımıyla açın ve yuvarlak kalıplarla istediğiniz büyüklükte daireler çıkarın. Dairenin yarısına peynirli içten koyarak diğer yarısını üzerine kapatın. Yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine poğaçaları dizdikten sonra, üzerlerine yumurta sarısı sürün. Daha sonra isteğinize göre susam, çörekotu, haşhaş serperek önceden ısıtılmış 175 C fırında pişirin.

Not: Poğaçanın ununu kepekli un ya da mısır unu gibi değişik unlarla beyaz unu karıştırarak da hazırlayabilirsiniz. İçine de evinizdeki malzemeye göre patates+havuç, zeytin, kıyma vs kullanabilirsiniz.

Afiyet olsun...