Showing posts with label Tencere Yemekleri. Show all posts
Showing posts with label Tencere Yemekleri. Show all posts

Monday, September 25, 2006

Özbek Pilavı


Bu pilav yanına çok fazla başka çeşit gerektirmeyecek kadar besleyici ve doyurucu. Özellikle de çocuklar için çünkü protein, karbonhidrat, lif her şey var. Bu açıdan düşününce etli sebze dolmalar da can kurtarandır çocuklu aileler için aslında. Tarifi veren kişi aslında içine acı kırmızı biber de eklendiğini söylemişti ama benim için pilavı yemesi gereken asıl hedef bizim ufaklık olunca biber eklemedim. Sadece muskat kullandım baharat olarak.

Pilavın yanına bir de tarifini sevgili Evcini'nden alıp uyguladığım enfes zeytinli ekmek ve zeytinyağda kurutulmuş domates (az haşlanmış olursa çok güzel oluyor) servis ettim. Bu ekmek inanılmaz lezzetli ve bereketli kesinlikle denemenizi öneririm. Misafirlerime çay eşliğinde kek gibi ikram bile ettim ben :)

Gelelim pilava...

Mlazemeler

1 orta boy soğan
2 orta boy havuç
2 çay fincanı pirinç
300 gr iyice pişmiş dana kuşbaşı
2 tatlı kaşığı toz muskat
30 ml (yaklaşık 2,5 yemek kaşığı) fındık yağı
1 tatlı kaşığı tereyağ
1,5 tatlı kaşığı deniz tuzu
2,5 çay fincanı et suyu

Yapılışı;

Pirinçleri 1 saat kadar önce sıcak suda bekletin. Sonra soğuk su ile, pirinçleri kırmadan bir kaç su nişastası akana kadar yıkayın. Soğanı olabildiğince ince kıyın, havuçları rendeleyin. Yayvan bir tencerede yağla soğanı hafif pembeleşene kadar kavurun. Üzerine havuçları rendeleyin, didiklediğiniz kuşbaşı etleri ekleyerek kısa bir süre daha karıştırın. Daha sonra yıkanmış pirinci de ilave edin. Tuzunu ve muskatı da ekleyerek bir süre daha kavurun. En son olarak sıcak et suyunu da ekleyin ve önce orta hararette sonra düşük ısıda pilavınızı pişirin. En az 15 dakika demlenmesi gerekiyor servisten önce. Bu süre sonunda servis edebilirsiniz...
Afiyet olsun. Posted by Picasa

Monday, July 03, 2006

bu kadar tembellik yeter ama...:)





Tatile gitme hazırlığıydı, tatildi dönüştü derken buralara pek uğrayamadım. Acısını çıkarırız inşallah bundan sonra.

Yazın çorba çok da aranmaz aslında ama sevdiğimiz çorbaları yaz kış ayırt etmeden severiz biz. Özellikle domates çorbası en sevdiğim çorbadır benim. Eminim çoğunuz zaten biliyorsunuzdur yapılışını ama benim ki oldukça pratik, doğal ve de lezzeti de garantili bir domates çorbası. O yüzden basit bir tarif diye ayrım yapmadan sizlerle paylaşmak istedim.

DOMATES ÇORBASI

Malzemeler

1 lt domates suyu
2 bardak süt
1 bardak su
3 çorba kaşığı un
2/3 kibrit kutusu kadar tereyağı (yaklaşık 2 çorba kaşığı dolusu)
tuz
üzerine serpmek için rendelenmiş kaşar peyniri

Yapılışı:

Un ve tereyağ tencerede orta ateşte süreklikarıştırılarak pembeleştirilir. Mis gibi meyane kokusu buruna gelir... Bu aşamada şunu söylemeden geçemeyeceğim. Bu çorbada ve hatta bence bütün çorbalarda tereyağ çorbanın lezzetini çok etkileyen bir eleman. Domates çorbasını başka bir yağla yapıldığı taktirde hiç yememeyi tercih ederim.

Un pembeleştikten sonra oda sıcaklığındaki domates suyu yavaşça karıştırılarak ilave edilir. Topaklanmaması için hızlı ve sürekli karıştırmak gerekiyor. Daha sonra süt ve su da ilave edilip karştırmaya devam edilir. Bütün tedbirlere ve çabalara rağmen yine de topaklanabilir ki bu durumda el blenderi ile bu durumun da üstesinden gelinir.

Sonra tuzu ilave edilip 10 dakika kadar kısık ateşte kaynatılır ve de biraz dinlendirilip üzerine kaşar rendesi ile afiyetle yenilir...

Monday, November 28, 2005

Beypazarı'na yolunuz düşerse...



önce tabi gezilmesi gereken yerleri mutlaka gezin... Beypazarı'na kuşbakışı bakmak için biraz tırmanmak gerekiyor ama gözünüz korkmasın yürüyerek değil arabayla. Ben daha önce iki kez gitmiş olmama rağmen geçen hafta annem, kayınvalidem, kuzenim ve yengem olmak üzere beş kız (!) gitmenin tadını çıkardım. Peşinden sürekli koşmam gereken afacan oğlum bu sefer babasıyla pazar keyfi yaptı evde. Alışveriş sırasında yanımızda can sıkıntısından yüz hatları giderek gerilen bir erkek de olmayınca ver elini gümüşçüler çarşısı, yiyecek alışverişi derken ne de çabuk gün bitiverdi.

Beypazarı'nı o kadar sevdim ki; öyle bir kere gittim gördüm geldim diyemiyorum. Yine gideceğim diyorum. Neden mi? Dokusu çok güzel, doğallığını, saflığını öyle güzel koruyor ki tıpkı insanları gibi... Her girdiğiniz dükkanda güleryüzle karşılanıyorsunuz. Nasıl ağırlayacaklarını bilemiyorlar sizi, çay mı kahve mi yoksa soda mı ikram etsinler. Anadolu insanının misafirperverliği büyükşehirlerde pek hatırlanmıyor artık ne yazık ki... Belki de Beypazarı'nda bunu hatırlamak hoşuma gitti. Sonra İnözü Vadisi'nin o bozulmamış, bereketli hali çok hoşuma gitti. Vadi içinde yemek yenilebilecek çok güzel sofralar var. Güveçte, odun ateşinde pişmiş etli pilavlar, kapamalar, yaprak sarmaları... Sonbaharın veda etmeye hazırlandığı, kışın da gelmeye sabırsızlandığı bir günde içilen o sıcacık nefis tarhana çorbası insanın ruhunu ısıtıyor. Dışarıda sarılar kırmızılar kahverengiler, yeşiller göz alıyor, içeride kocaman bir soba gürlüyor ve hafiften bir kanun sesi de yemeği tamamlıyor. Tabi o höşmerim tatlısının enfes tadı da damağınızda kalıyor. Aslında eni konu tarifini aldım da bakalım becerebilir miyim?...

Çarşı içinde ilk gittiğim günden beri vazgeçemediğim bir dükkan var. Adı "Yakut Ticaret". Dükkanın sahipleri o kadar temiz ve iyi niyetli insanlar ki, kendimi alışverişe değil de bir akrabamın evine gitmiş gibi hissediyorum oradayken. Tertemiz bir çift, birlikte işletiyorlar orayı. Dükkanda neler mi satılıyor? Ne satılmıyor ki... kurutulmuş her türlü sebze, meyve, baklagiller, baharatlar, turşular, daha neler neler. Beypazarı'na yolunuz düşerse bu dükkana uğramadan geçmeyin. Bir tavsiyede bulunmadan da geçemeyeceğim ama... kurutulmuş sebze, ya da bakliyat türü bir şeyler alacak olursanız bu işi yazın başında yapmayın. Yaz sonu, sonbahar ya da kış başı en uygun zaman, çünkü ilerleyen zamanda bunlar güvelenebiliyor. Ben aşağıda tarifini verdiğim kurutulmuş dolmalıkları ve salamura yaprağı Beypazarı'ndan aldım, hepsi birbirinden güzel çıktı.

İlgilenenler için şu linki kopyalıyorum: http://www.beypazari-bld.gov.tr/

GÜVEÇTE KURU DOLMA

Malzemeler:

1 su bardağı pirinç

1/2 su bardağı bulgur

1 su bardağı süt

1 çorba kaşığı yoğurt

1/2 su bardağı zeytinyağı (2 kaşık kadarı dolmanın üzerine gezdirilecek)

1 çorba kaşığı nar ekşisi

3 çorba kaşığı dolusu domates salçası

1 çorba kaşığı biber salçası

1 tatlı kaşığı tuz

1/2 demet kıyılmış maydanoz

1/2 demet kıyılmış taze nane ya da 2-3 çorba kaşığı kuru nane

1/2 demet doğranmış yeşil soğan

1/2 demet kıyılmış dereotu

2 adet orta boy kuru soğan

1 yumurta

3 çorba kaşığı süt kreması

Kurutulmuş patlıcan, kabak, biber ya da asma yaprağı

Yapılışı:

Aslında bu dolma içi ile yapılan dolmaya yalancı dolma diyorlar. Eşim hiç bir yemeğin içinde kıyma yemediği için kayınvalidem bu içle yaprak sarması yapar. Ben de eşimi tanımadan önce hiç bilmezdim bu şekilde dolma yapıldığını ama itiraf edeyim öyle lezzetli oluyor ki etli dolmaya tercih ediyorum ben de. Yapılışına gelince önce kuru sebzeleri kara suyu çıkana kadar arada bir kaç kez de haşlama suyunu değiştirerek yumuşayana kadar pişirin. Tamamen pişmemesine de dikkat edin çünkü dolma olarak da bir süre daha pişecek zaten.

Diğer taraftan genişçe bir tencere ya da tavada (ben bu işi için wok kullanmayı tercih ediyorum) önce zeytinyağ ile soğanı biraz kavurun ama tamamen ölmesin. Sonra diğer malzemeleri de ekleyerek sürekli karıştırın ve sütünü/suyunu çektikten sonra altını kapatarak bir süre ağzı kapalı olarak dinlendirin. Sonra yumuşamış olan sebzelerin içini bu içle doldurmaya başlayın. Bunu yaparken çok fazla doldurmamak gerekiyor yoksa piştikten sonra üzerinden taşıyor pirinçler.

İçini doldurmuş olduğunuz dolmaları ya da varsa sarmaları güvecin tabanını kapatacak şekilde yerleştirin. En son üzerine dolmaların yaklaşık yarı seviyesine gelecek kadar salçalı su ekleyin, güvecin ağzını alüminyum folyo ile kapatın ve hatta onun üzerine de uygun bir kapak daha kapatın. Önce harlı sonra da orta hararetli ateşte pişirin. En son olarak bir 10 dakika kadar da fırında tuttuktan sonra servis yapabilirsiniz. Afiyet olsun...

NOT: Dolma içini hazırlarken pirinçlerin biraz diri kalması gerektiğini, dolma olarak zaten pişeceğini unutmayın. Aksi taktirde pirinçleri tanımakta çok zorlanacaktır görenler.

Bir de güveç alırken mümkünse fotoğraftaki gibi içi siyah olanları tercih edin. Ben bu güne kadar çok güveç aldım ama yıkarken hep huylanmışımdır. Ne kadar iyi piştiği söylense de kırmızı toprak aktıkça benim güveçlerim saksı olmaktan kurtulamamıştı. Hatta bir defasında organik ürünler satan bir dükkandan tamamen doğal malzemeden yapıldığını öğrendiğim bir güveç almıştım. Tarif ettikleri gibi önce fırınladım sonra da içinde su kaynattım. Su kaynatma aşamasında güvecim kırılmıştı... Veee sonunda tam istediğim gibi bir güvece kavuştum işte. Daha önce içinde tandır, fasülye, türlü vs de pişirdim hepsinden çok iyi sonuç aldım. Bu güveci de Beypazarı'na giderken Ayaş'tan aldığımı söyleyerek son noktayı koyuyorum.

Sunday, August 28, 2005

Pazara gideliiimm patlıcan alalııımm, patlıcan alıp napalııım?



KÖZLENMİŞ PATLICAN KAVURMASI

Malzemler:
4 tane közlenmiş büyük bostan patlıcanı
2 tane domates
1 tane kuru soğan
3-4 tane sivri biber
3 yemek kaşığı zeytin yağı

Yapılışı:
İnce kıyılmış soğanı ve biberleri zeytinyağında kavurun. Soğanlar pembeleştikten sonra, küp doğranmış domatesleri ekleyerek kavurmaya devam edin. Bir yanda önceden közlenmiş olan patlıcanları incecik doğrayın. Domatesler suyunu çekmeye başladığı sırada patlıcanları ekleyin, tuzunu da ilave ettikten sonra kısık ateşte, arada karıştırarak yaklaşık yarım saat pişirin.

NOT: Bu yemeği, yumurtalı da yapabilirsiniz. Yukarıdaki aşamaları tamamladıktan sonra, patlıcanları tencerenin kenarına alarak ortasına yumurtaları kırıp, tahta bir çatalla karıştırarak pişirin. Yumurtalar da piştikten sonra patlıcanla karıştırıp bir kaç dakika daha pişirip servis yapabilirsiniz.

Fotoğrafta görülen maydanoz ve dereotları kendi mahsülümüz :) Baktık ki bir bahçemizin olması için biraz daha vakit var ne yapalım artık saksılarda tarım yapmaya başlayalım dedik. İşte bu fotoğraftakiler de ilk hasat!

Afiyet olsun...

Sunday, July 31, 2005

sabah, öğlen, akşam her öğüne yakışır :)











PATATESLİ OMLET (4 kişilik)

Malzemeler:
4 yumurta
2 orta boy patates
1/2 su bardağı kaşar peyniri
1 çay bardağı süt
1/2 çay bardağı zeytinyağı
1 çay kaşığı tuz

Yapılışı:
Patatesleri küp küp doğradıktan sonra soğuk su ile yıkayın. Zeytinyağı ile bir süre kavrulmasını beklerken, diğer tarafta yumurta, süt ve tuzu çırpın. Patatesler yumuşayınca ocağın altını kısarak yumurtalı karışımı ekleyin. Ağzını kapatarak pişmesini bekleyin. Piştikten sonra üzerine kaşar peyniri rendesini serpip fırının ızgarasında peynirler eriyip biraz kızarana kadar tutun. Sonra...

Afiyet olsun :)