Saturday, December 22, 2007
Kar yağsa her yer bu pasta gibi bembeyaz olsa...
Pasta bittikten sonra bende çağrıştırdığı şey şu oldu: Beyazlık, yumuşaklık ve hafiflik!
Kar yağarken yürümeyi çok severim. O an her şeyi unutur başka bir boyuta geçmiş gibi hissederim kendimi. Bundan yaklaşık on yıl önceki kış harika kar yağmıştı. Akşam yemekten sonra kendimizi hemen dışarı atmıştık ve gece yarısını geçiyordu eve döndüğümüzde. Herkes dışarıda ve oynuyordu. Çocuk, genç, yaşlı herkes kendince karın tadını çıkarmıştı o kış. Hem de öyle 1-2 gün değil kış bitene kadar hep yağmıştı. Bu yıl da daha kar görmedik, umarım kışın geri kalan bölümünde görürüz.
pandispanya
5 yumurta (oda sıcaklığında)
1 su bardağı + 1 çorba kaşığı kekun (elenmiş)
1 su bardağı + 1 çorba kaşığı toz şeker
1 tatlı kaşığı saf vanilya (sıvı)
Pandispanya için önce yumurtaların aklarını sarılarından ayırdım. Sonra sarıları ile şekeri ve vanilyayı çırptım. Hatta bu aşamada yumurtalarım biraz küçük olduğu için 3 çorba kaşığı kadar da su ekledim. Şeker çözülüp krema kıvamına geldiğinde unu eleyerek ekledim ve karıştırdım. Diğer bir kapta yumurta aklarını yumuşak tepeceikler oluşana kadar çırptım. Sonra bir spatula yardımıyla yumurta aklarının yarısını diğer karışıma ekleyip hafifçe karştırdım. Son olarak kalan yumurta alarını da yine söndürmeden hafifçe diğer hamura yedirdim. Altına yağlı kağıt serilmiş 22 cm lik kelepçeli kalıba döktüm ve önceden ısıtılmış fırında 160 derecede 50 dakika kadar pişirdim.
Bir gün bekletip ertesi gün 3 kata ayırdım.
Ara krema olarak vanilyalı pastacı kreması kullandım.
Ara malzeme olarak da bir katına kıyılmış çikolata, diğer katına ise kestane püresi kullandım. Pandispanyaları filtre kahve+ malibu+süt karışımı ile ıslattım. Üstünü çırpılmış süt kreması ile sıvadım ve süsledim. Pınar'ın süt kreması çok güzel içine hiç bir şey eklemeden de sadece çırpma ile sertleşebiliyor. Diğer markalarda bu konuda sıkıntı yaşıyorum o yüzden de kesin bir marka tercihim var. Sonra üstünü iri hindistan cevizi ile süsledim.
Tadını henüz bilmiyorum çünkü kesmek için misafirlerimizi bekliyoruz :)
Friday, December 21, 2007
Tuesday, December 18, 2007
Zeyno'muzun diş buğdayından...
Anneler grubumuzdan çok sevdiğim arkadaşımın Gökçenciğim'in kızı ve bizim ailenin kız torunu için (annemin ve yengemin annesinin hiç kız torunu yok da Zeyno'ya bayılıyorlar :) çok güzel bir diş buğdayı kutlaması yaptık. Çok güzeldi çünkü böyle güzel vesilelerle birarada olmak, çocuklarımızı birlikte büyütmek, her zaman birbirimizin yanında olmak, destek olmak, birlikte sevinip birlikte üzülmek yani "birarada" olabilmek çok güzel.
Sarı papatyamızın kurabiyeleri klasik, vanilyalı, tereyağlı kurabiye tarifi. Üzerindeki süslemelerde ise "royal icing" dediğimiz yumurta akı ve pudra şekerinin temel malzemesini oluşturduğu tekniği kullandım. Bu tekniğin bir handikapı var ki kullanmaya çekiniyordum önceleri. Bu da tariflerde yumurta akının çiğ kalıyor olmasıydı ve bu da bir sürü bakteri, virüs vs bulaştırma riski taşıyor demek malum. Bunu aşmanın aslında iki yöntemi var: pastörize yumurta akı kullanmak ya da yumurta akı tozu kullanmak. Her ikisi de çok kolay ulaşılabilen malzemeler değil. Biz de tesadüfen pişirmeyi denedik ve baktik ki bunun sonucunda, bozulma söz konusu olmuyor. Şöyle ki kurabiyeleri normal şekilde pişirdikten sonra, soğuyunca süslemesini yapıp tekrar 100 derecede 15 dakika frınlamak yeterli oluyor.
Bayram ve ardından yeni yıl geliyor. Çocuklara güzel bir hediye olduğunu düşünüyorum bu kurabiyelerin. Fikir vermesi açısından paylaşmak istedim sizlerle.
Tuesday, December 11, 2007
Arda'cık artık 2 yaşında!...
Pastaya gelince; pandispanyası
5 yumurta
1,5 su bardağı toz şeker
1,5 su bardağı kekunu
1 tatlı kaşığı vanilya
1 paket süt kreması ile yapıldı.
Yumurta sarıları ile şekeri iyice çırptıktan sonra vanilya ve kremayı da ekeldim ve çırpmaya devam ettim. 8-10 dakika kadar çırptıktan sonra unu eleyerek hafif devirde çırpmaya devam ettim. Ayrı bir kapta yumurta beyazlarını kar haline getirene kadar çırptım. Sonra bir spatula yardımıyla yumurta beyazını unlu karışıma ekledim. 27x27 cm lik bir kelepçeli kalıba döküp önceden ısıtılmış 165 derece fırında 45 dakika kadar pişirdim.
Pandispanya soğuduktan ve biraz sertleştikten sonra 2'ye ayırarak arasına 1 lt süt+ 7 kaşık toz şeker + 3 kaşık un + 3 kaşık nişasta + vanilya + 1 yumurta + 1 kutu süt kreması ile yaptığım pastacı kremasını sıvadım (her iki yüzeye de). Aralarına kestane çerezi diye geçen az şekerli kestanelerden ve 1 paket de minik doğranmış beyaz çikolata yerleştirdim. Bu arada biraz sütle pandispanyaları da ıslattım. Daha sonra dışını çırpılmış süt kremesıyla sıvayarak beklemeye bıraktım.
Bu arada 2 gün önce hazırladığım şeker hamurunu pastanın tamamını kaplayacak büyüklükte açarak üzerine yerleştirdim. Sonra da süslemelerini yaptım.
Kubbe şeklindeki kulübeyi, bir gün önceden, şeker hamurumun modelleme için tylose-c ekleyerek ayırdığım bölümüyle yaptım. Yuvarlak top kalıbımın yarısını kullandım bunun için. Şeker hamurunu bu yarım kürenin üstüne kapatarak fazlalıkları kestim ve beklemeye bıraktım. Ertesi gün tam şeklini almıştı :) Diğer figürleri de 2 gün önce çalıştığım için son gün kaşla göz arasında pasta bitti bile.
Nice doğum günlerine :)
Thursday, October 18, 2007
Muzlu ve Üzümlü Kek
"Home Baking" kitabında denemek için sıraya koyduğum tariflerden biri (banana&date loaf) bu kekti. İçindeki malzemelerden, yapılışından kekin başarılı olacağı belliydi ama benim tahminimin de üzerinde bir lezzete sahip oldu :)
Malzemeler:
100 gr oda ısısında tereyağı
225 gr kekunu (sinangilin sadesi favorim)
75 gr toz şeker
125 gr kuru üzüm
2 muz (ezilmiş ve olgun)
2 yumurta, hafif çırpılmış
2 çorba kaşığı pekmez
Yapılışı:
Kelepçeli kalıbınızın tabanına yağlı kağıt kaplayın. Bir kaba unu eleyin, tereyağını ekleyiip ekmek kırıntısı görüntüsünü alana kadar parmak uçlarınızla hafif hafif yoğurun. Şekeri, yumurtayı, üzümleri, muzları ve pekmezi unlu karışıma sırayla ekleyip karıştırın.
karışımı kalıba yaydıktan sonra bir kaşık yardımızyla düzleyin. Öceden ısıtılmış 160 derece fırında, rengi altın sarısı olana kadar (aslında altın kahverengisi diyor da neyse :) yaklaşık 1 saat pişirin. Bu süre sonunda serin bir yerde, bir tel üzerine alarak 10 dakika ılınmasını bekleyin.
Ilındıktan sonra keki, kalıbın kenarlarindan hafifçe ayırın. Ilık servis etmenizi öneririm çünkü bu haliyle çok lezzetliydi.
Wednesday, October 17, 2007
Bodrum, Yatağan ve hatta Pınarbaşı
Çoban salatasının hakkını da yemeyelim ama şimdi :) Salata bittiğinde tabakta içindeki yemeğin ne olduğuna dair pek bir emare kalmamıştı. Salataların ardından zeytinyağın peşine düştüm. 2 lt aldım denemek için ve şimdi niye daha fazla almadım diye hayıflanıp duruyorum. Bir de o harika yoğurt! Yedikçe yiyesi geliyor insanın o kadar tatlı ki!...
Pınarbaşı, bizim sıklıkla uğradığımız bir yer ama belirtmek gerekiyor ki Bodrum'a yaklaşık 90 km lik bir mesafede. Biraz uzak yani :) Bundan dolayı genellikle akşamüstü saatlerinde Bodrum'a varmadan önce yolculuğun finale yakın bölümünü burada yapmayı tercih ediyoruz. O yolun bütün yorgunluğunu orada atacağınızdan emin olarak uğramanızı tavsiye ederim.
Sunday, October 14, 2007
Piknik ve "muffin"
Bu gün bayramın son günü ve biraz gecikmeli de olsa herkesin bayramı kutlu olsun. Dün Ankara'da yazdan kalma başlayıp akşama doğru kışı hatırlatmaya çalışan güzel bir sonbahar havası vardı. Aylardır hasret kaldığımız yağmur sesini dinledik nihayet günün bitiminde. Öyle bir hale geldik ki yağmuru duyduğumuz anda hep beraber coşkuyla camlara fırlıyoruz! Bir biz değil bakıyorum bütün mahalle halkı pencerelerde. Eh kolay değil, bütün yazı samanlığa dönüşen bahçelere, zamanından önce kururcasına yapraklarını döken ağaçlara içimiz acıyarak bakmakla geçirdik. Çocukluğumda şöyle bir laf duyardım sürekli büyüklerimden "eller aya biz yaya"... evet biz hala "yaya" ne yazık ki :( Ha pardon ama küresel ısınmaydı bunun sorumlusu di mi ya! Nasıl da unuttum?! Bu küresel ısınmanın bizi nasıl çöle çevirdiğini anlayamıyorum da galiba ondan unutuyorum. Hayır neden Avrupa'da yaz günü bile şakır şakır yağmur yağıyor da biz burada suuuu suuu diye inliyoruz ki? Her şey de bizi mi buluyor acaba?... Neyse söylenecek söz çok ama burada bu konulara girmeyi sevmiyorum o yüzden biz "muffin"lere gelelim en iyisi.
Bu yazın başında aldığım Women's Weekly'nin "Muffins" kitabı her an elimin altında. Ne denediysem hep çok güzel oldu. Daha önce de çikolatalı bir tarif vermiştim ki o da sizlerden gelen yorumlara da bakılırsa çok beğenilen bir denemeydi. Biz yaz kış demeden ufak göl kenarı pikniklerini çok severiz. Herkesin zevkine göre ufak bir sandviç, termosa çay/kahve ve üstüne bir de "muffin" bu yazın klasiği oldu. Bu sevda uğruna da kitapta neredeyse denemediğim muffin tarifi kalmadı. Aslında burada yayınlamak istediğim farklı lezzetler var ama dayanamayıp bunu da paylaşmak istedim.
Hindistan cevizli topkekler (Coconut muffins)
Malzemeler;
2 cup (300g) kekunu (ya da un+kabartma tozu)
90 g tereyağı (oda sıcaklığında)
1+1/3 cup toz şeker
1 cup hindistan cevizi rendesi
3 çorba kaşığı iri çekilmiş hindistan cevizi (arifoğlunun var)
1 adet hafif çırpılmış yumurta
1 cup (250 ml) hindistan cevizi sütü (marketlerde konserve olarak var)
1 tatlı kaşığı sıvı vanilya (bu da benden)
Yapılışı;
Bir kapta yumurta, tereyağı, şeker, vanilya ve hindistan cevizi sütünü karıştırın. Sonra yavaş yavaş hindistan cevizi ve unu ekleyerek karıştırın ama kesinlikle sadece karışana kadar yani homojen olsun aman çırpayim diye uğraşmayın. Ne kadar eziyetsiz di mi? Bu iş çok zevkli yani ne kurabiye hamuru gibi yoğurmak ne de kek hamuru gibi çırpmak gerekiyor! Sadece karıştırıyorsunuz ve sonuç her seferinde çok başarılı. Tabi malzeme işin en önemli kısmı her zaman olduğu gibi. Eğer iyi bir lezzet yakalamak istiyorsanız malzemenin en güzelini bulmaya çalışın her zaman. En pahalısı en iyisidir diye düşünmemek gerekiyor alışveriş sırasında. Genellikle kaliteli malzeme, emsalleri içinde tabi ki daha yüksek fiyatlı oluyor ama bazen de fiyatı yükselten başka maliyetler insanı yanıltabiliyor. Bu durumda ne yapmak gerekiyor tabi ki aldığımız malzemeleri kullanırken dikkat etmek ve sonucu değerlendirmek. Bunu günün koşuşturmacası içinde ne kadar başarabiliriz?... İşte bütün mesele bu :) Bu da biraz konuya duyulan ilgiye bağlı bence.
Şimdi sıra geldi bu muffinleri pişirmeye, önceden ısıtılmış 160 derecede 25 dakika yeterli oldu benim fırınımda. Siz de üzeri pembeleşene kadar pişirebilirsiniz. Ha bir de kitap 80 ml lik 12 kaba bölün diyor ama ben yukarıdaki fotoğrafta da görüldüğü gibi 9 + 12 kaba paylaştırdım böylece daha küçük porsiyonlarım oldu.
Bu tarifi bir de şu şekilde denedim, hindistan cevizi yerine çekilmiş fındık kullandım ve ilaveten 1/4 cup süt ekledim. Bir de 80 gr lık bitter çikolatayı (ki bu bir kare pakettir) kıyarak hamura son aşamada karıştırdım. Bu hali de çok beğenildi ve hatta acıbadem kurabiyesi havasında oldu biraz.
İyi denemeler ve mis kokulu "muffin"ler!...
Tuesday, July 17, 2007
Kulübe Pasta
Benim canım arkadaşım, kardeşim, sırdaşım ,en yakın dostum ve bir de eş tarafından kuzenim (bunu da atlamayalim di mi ama :P)dünyaya birbirinden tatlı 2 minnoş getirdi, tarih 10.06.2005... Dünyaya geleceklerini öğrendiğim günü asla unutamam çünkü benim için de çok ama çok mutlu bir gündü. Derken bir de öğrendik ki bebek 1 değil 2 taneymiş, sevincimiz ikiye katlandı :) Şimdi doğdular da büyüdüler bile, artik 2 yaşında birer abi ve abla oldular. Allah tüm yavru kuşlarımıza uzun sağlıklı ve mutlu bir ömür versin ve inşallah bizler de hep mutluluklarını, güzel günlerini görelim onların.Pastamızın yapım aşamalarını fotoğraflamıştım. Bu yüzden çok fazla söze gerek yok diyerek kisaca tarifini vermek istiyorum.
1 Pandispanya için (bundan 2 tane pişirdim);
5 yumurta
185 gr toz şeker (ince olanını tercih edin)
50 ml süt kreması (oda sıcaklığında)
275 gr kekunu ya da un + kabartma tozu + 50 gr kakao + vanilya
150 gr yumuşamış tereyağı
Önce şeker ve yumurtalar 8-10 dakika kadar çırpın, sonra krema ve tereyağını ekleyerek çırpmaya devam edin. Son olarak diğer kuru malzeme karışımını eleyerek en düşük devirde sadece karıştırın. Daha sonra yağlı kağıt serilmiş 27x37 cm çapındaki tepsiye dökerek pişirin. Piştikten ve soğuyup yağlı kağıttan ayırdıktan sonra bu keki 3 eşit parçaya bölün.
Sonra aynı şekilde bir pandispanya daha pişirip onu da 3 parçaya bölün. Toplam 6 parçamız oldu. Bunları üstüste dizerek kulübe görüntüsünü verecek sekilde traşlayın. Ben en üstteki çatının üçgen bölümünü yapmak için kenarlardan traşlanan parçaları kullandım.
Bu arada kullandığım çikolatalı kremayı hazırlamak için,
300 gr kadar bitter kuvertür çikolatayı ben mari usulü erittim. Bir yanda da yaklaşık 2 kutu süt kremasını çırptım ve krema sürülecek kıvama geldiğinde kaşıkla (ama kesinlikle mikserle değil aksi taktirde krema kesik bir görüntü oluşturuyor) çikolatayı karıştırdım. Bu kremayı birkac saat dolapta beklettikten sonra çok daha rahat kullanabilirsiniz.
Daha sonra aralarını çikolatalı krema ve çikolata parçalarıyla kaplayın. Hepsini kapladıktan sonra yukarıdaki fotoğrafta görüldüğü gibi streçle kaplayarak ertesi güne kadar bekletin. Ertesi gün şeker hamurunuzla kaplamadan önce dış yüzeyini de ince bir tabaka krema ile kaplayın ki leker hamurunu tutsun. Kapladıktan sonra da süslerini yerleştirebilirsiniz. Bu arada modelleme için bir kaç gün önce çalışmaya başlayabilrsiniz. Figürleri yaptıktan sonra biraz bekletirseniz daha sert ve kendini birakmayan bir şekle getirebilirsiniz.
Pastamız brownie tadında oldukça lezzetliydi di mi Melek'çim?
Sunday, June 03, 2007
Çikolatalı Top Kek (Choc Brownie Muffins)
Bazı tariflerde yumurta ve şeker uzunca bir süre karıştırılarak hazırlanır ancak bu kitapta şu ana kadar denediklerimin hiç birinde çırpma işlemi söz konusu değildi. Bu konuda tereddüte düşmemeniz için özellikle bunu belirtmek istedim.
Saturday, June 02, 2007
Dumanı Üstünde Çörekler...
Ben oğlum için bir kısmını minik hayvan kalıplarında pişirmeyi tercih ettim. Altta görülen şekil her ne kadar çok belli olmasa da bir tavşan aslında. Kahvaltıyı geciktirmek istemediğim için süsleme kısmına fazla girmedim ama renkli biberler, peynir vs kullanilarak biraz daha cazip hale de getirilebilir.
Daha önce bir yazımda Karahan Un'dan bahsetmiştim. Bu lezzetli organik unlarla zaman zaman yapacağım çörek ve ekmekleri sizlerle payalaşacğımı da söylemiştim. Bu tarif onlardan biri işte. Bloguma biraz daha fazla vakit ayırmayı istiyorum ama sadece istekle olmuyor ne yazık ki. Belki yazın rehaveti bana bu imkanı sağlar kimbilir?... Çok güzel tatlı çörek, değişik ekmek denemelerim oldu aslında. Bunları zaman içinde sizlerle paylaşacağım. Şimdi gelelim bu çöreğin tarifine:
Malzemeler;
3 yumurta (1'inin yarısı üstlerine sürülecek, yarısı içinde kalacak)
2 su bardağı tam buğday unu
1 su bardağı beyaz un + 1 tatlı kaşığı karbonat
1 su bardağı yoğurt
2/3 su bardağı sızma zeytinyağı
1/2 su bardağı dilimlenmiş zeytin
2 tatlı kaşığı kekik
1 tatlı kaşığı deniz tuzu
Yapılışı;
tüm malzemeleri karıştırdıktan sonra, yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine kaşık yardımıyla yumurta büyüklüğünde parçalar dökün. İsterseniz küçük kek kalıpları ya da kek kapsülleri de kullanabilirsiniz. Sonra üstlerine çırpılmış yumurta sürerek, 10 dakika önceden
ısıtılmış fırında 175-180 derece fırının orta rafında, üzerleri kızarındaya kadar pişirin.
NOT: Bu çöreğin hamurunu temel hamur alarak içine zeytin yerine peynir-dereotu vs gibi damak zevkinize ve evdeki malzemenize uygun kombinasyonlar da oluşturabilirsiniz.




