Thursday, February 02, 2006

Bir hamur mayala pizza, pide, ekmek ne istersen yap!...

Ben hamur mayaladığım zaman mutlaka miktarini fazla tutarim ki biraz da ekmek çıksın. O yuzden burada vereceğim ölçü size fazla gelirse yarı yarıya azaltabilirsiniz.

Hamur malzemeleri ve yapılışı;
750 ml su + süt karışımı (250 ml süt+500 ml su)
1 paket instant maya
1 tatlı kaşığı toz şeker
1,5 tatlı kaşığı deniz tuzu
1 çorba kaşığı sirke
1 çay fincani zeytinyağı
Aldığı kadar un (kıvam oldukça cıvık olmalı)

Aldığı kadar un dendiğinde genellikle kulak memesi kıvamı anlaşılır ama bu çok daha cıvık olmalı ki pişince yumuşak olsun. Önce 2 bardak kadar unu eleyip ortasını havuz gibi açıyorum ve bu havuza maya, şeker ve ılık su süt karışımından bir miktar döküp maya eriyene kadar elimle karıştırıyorum sonra kenarlardan biraz un alıp karışıma yedirerek boza kıvamına gelince bırakıyorum ve kabın kapağını örterek mayanın kabarmasını bekliyorum. Maya kabardıktan sonra yukarıda saydığım malzemeleri ekleyerek hamuru yoğurmaya başlıyorum. Bu işin bir kaç püf noktası var. Birincisi ister ekmek olsun ister pizza hamur oldukça cıvık olmalı. Hani poğaça, kurabiye vs yaparken aldığı kadar un hamurun elimizden kolayca sıyrıldığı zamadır ya bu tip mayalılarda bunu unutun. Hamur elimden çıksın diye un eklemeye devam ederseniz sert ekmekleriniz, pizzalarınız olur. Hamur cıvık olacak ama çok yoğurmanız gerekiyor. Yoğurdukça elinizi bıraktığını göreceksiniz. Bu aşamaya geldiğinde elinizi zeytinyağa batırarak yoğurma kabınızın ortasına hamuru toplayı ağzını kapatın ve bir battaniye vs örtü ile sıcak bir yerde mayalanmaya bırakın.

Maya geldikten sonra tekrar yoğurup havasını alın ve pizza ya da pide yapacaksanız, çok ince bir hamur yapıp hemen üzerine malzemelerini yayın ve önceden ısıtılmış fırında pişirin. Ben bu aşamada yine zeytinyağından destek alıyorum :) Teflon bir tepsiye elimi zaytinyağına batırarak göz kararı bir hamuru incecik yayıyorum. Hamur kalın olursa ekmek yiyor gibi olursunuz. Sonra üzerine hemen sosunu yayıyorum üzerine önceden hafif haşladığım mantarları ve sucuğu zeytini (bir kaç tane zeytin dilimi) ekleyip fırına veriyorum ve en son aşamada yani pizza piştikten sonra peynirini ekleyip 3-5 dakika sonra fırından çıkarıyorum.

Çok ayrıntılı anlattım uzun oldu farkındayım ama bu aşamaya gelene kadar yıllarca tuhaf pizzalar yaptım yeni deneyenlerin bu aşamalardan geçip yılmasını istemem :)

İç Malzemeleri ve hazırlanışı;

Pizza için ben sadece
sucuk, mantar, rende kaşar, domates püresi+domates salçası (tarifini aşağıda vereceğim) ve zeytin kullanıyorum.

Eşimin ailesi Kayseri'lidir ve kayınpederim pastırma ve sucuk konusunda gerçekten ustadır. Bunun için biz dışarıdan sucuk almayız ve yemeyiz. Hem katkı maddelerinden dolayı hem de işte içinde ne olduğunu bilmediğimiz şeyi yemeyi pek sevmiyoruz. Bu şarküteri etlerinden sadece gözümün kestiği pastırmayı alırım ki o da kırk yılda bir (kokusu malum). Eğer isteyen olursa sucuk tarifi verebilirim.

Pizzanın tabanındaki sosa gelince, önce tavaya koyduğum az zeytinyağda 2-3 diş sarımsağı sadece kokusu yağa geçene kadar yani 8-10 saniye kadar çevirip üzerine hemen 1,5 su bardağı domates püresi (ya da rendesi) ve bir tatlı kaşığı kadar kekik ekliyorum. 1 dakika kadar sürekli karıştırıp 1 çorba kaşığı domates salçası ekliyorum. 1 dakika da bu şekilde pişiyor. Bir de isteyen 1 çay kaşığı tuz ekleyebilir ama biz az tuzlu yediğimiz için salçanın tuzu yeterli geliyor.

Bu arada pizzanın fotoğrafını çekmeye fırsat kalmadı çünkü fırının başında bekleniyordu :) Başka sefere artık.

Pide için; bizim en sevdiğimiz harç mantarlı kaşarlı olan. Hatta eğer elinizin altında varsa kaşarın yanısıra İzmir Tulumu da ekleyin çok daha lezzetli oluyor. Yukarıdaki pidelerin biri açık diğeri kapalı. Aralarındaki fark kapalı olanın içinde yumurta yok diğerinde var.

Pidelerde de yine çok ince hamur üzerine malzemeyi yayıp tepside tekrar mayalanmasına izin vermeden hemen önceden ısınmış fırında pişirmek iyi sonuç veriyor.

Bir püf noktası da, ekmek,pizza vs mayalı hamurları pişirirken fırına mutlaka ısıya dayanıklı bir kap içinde su koyarım sertleşmemesi için. Tabi bir gün kendinden buhar veren bir fırın alarak bunun lüksünü yaşamayı istemiyor değilim bu arada ;)

Kıymalı pide ya da lahmacun harcı isteyenler için de ayrıca tarif verebilirim. Burayı daha fazla kalabalıklaştırmak istemediğim için şimdilik bana müsade...

Friday, January 27, 2006

Düşük kalori, yüksek lif oranı :)


CEVİZLİ KAYISILI KEK

Geçenlerde sevgili Tijen'in 'Mutfakta Zen' kitabındaki Kekmiksli Kurabiye tarifinden esinlenerek bu keki yaptım. Aslında Tijen'in kurabiye tarifini aynen uyguladım ve çok lezzetli oldu ama fotoğrafını çekmeye fırsat bulamadan yedik ve bitti! Bu keki de benzer şekilde yaptım ve bu da çok güzel oldu. Hem de son derece sağlıklı olduğu için gönül rahatlığıyla yedik. Artık suni tatlandırıcılı light yiyeceklere ve içeceklere son verdim!

Malzemeler

1 bardak gün kurusu kayısı (önceden suda ıslatılmış)
1 bardak ceviz (iri kırılmış)
1 bardak esmer şeker
3 yumurta
3 bardak tam un
1 tatlı kaşığı kabartma tozu
1 tatlı kaşığı dolusu tarçın
1 su bardağı yoğurt
1/3 su bardağı sıvı yağ (ben fındıkyağı tercih ettim)

Yapılışı

Yumurta ve şekeri önce düşük sonra yüksek devirde 5 dakika kadar çırpın. Sonra yağı ve yoğurdu ekleyin ve karıştırın. Diğer tarafta kuru malzemeleri karıştırın (kayısı ve ceviz hariç). Yumurtalı karışıma unlu karışımı ekleyin ve düşük devirde karıştırın. En son 2-3 parçaya kesilmiş kayısı kurularını ve cevizi de kaşık yardımıyla karıştırdıktan sonra yağlanmış ve unlanmış kek kalıbına dökerek 150 derecede 1 saat kadar pişirin.

Çok lezzetli ve doyurucu, bol lifli bir kek oldu.

Afiyet olsun...



Tuesday, January 24, 2006

Mutfak perisinin fısıldadıkları...


Sevgili Sibel dün beni sobelemişti :) Mutfaktaki küçük sırlar için... Ben de sürekli uyguladığım şeyleri paylaşmak istedim sizlerle. Mutlaka çoğunuz biliyorsunuzdur da, mutfağa yeni yeni girmeye başlayanlar için faydalı olabileceğini düşünüyorum.

Aslında nereden başlayacağımı bilmiyorum ama yazdıkça aklıma gelir diye umuyorum. Şu an aklım bomboş sanki! Yine de azimliyim...

  • Yemek için soğan kavururken mutlaka soğanın tadının karamelize olmasını isterim ve bunun için de orta ateşte tencerenin başında sürekli karıştırarak beklerim. Renkleri pembeleşince diğer malzemeleri eklemeye başlarım. Bir süre de o şekilde kavrulurlar. Eğer soğanlar karamelize olmazsa o yemeğin tadı ne koyarsam koyayım eksik olur :)
  • Yemek tencerelerimi mümkün olduğunca kalın tabanlı çelik tencerelerden seçerim. Tabi çok kolay bulunmuyor böylesi ama en iyi sonucu da bu tip tencereler veriyor.
  • Pasta, kek, kurabiye ve poğaça türünden bir şeyler yaparken kabartma tozunu mutlaka elenmiş una karıştırarak kullanırım. Bir de bu kabartıcıların aktif hale gelebilmesi için, limon suyu gibi asitli bir şeyle reaksiyona girmesi gerektiğini okumuştum. O zamandan beri 1 çay kaşığı limon suyu da ekliyorum hamura.
  • Börek, çörek üzerine yumurta sarısı kullandığım zaman ayırdığım yumurta aklarından ya hemen bir kaç sebze ile birlikte kendime düşük kalorili bir omlet yaparım ya da peynirli iç kullanacaksam bu içe karıştırırım, çok daha yumuşak ve zengin bir iç malzeme elde etmiş olurum. Kuş gribi benim yumurta kullanımımı hiç azaltmadı, özellikle çocuklar için en kaliteli protein kaynağı çünkü.
  • Zamanın kısıtlı olacağı dönemlerde 4-5 tane soğanı incecik kıyar ve küçük kaplara (1 yemeklik) koyar derin dondurucuya kaldırırım. Kullanacağım zaman da çözdürmeden direkt kullanırım.
  • Muz alırken, çok kısa sürede tüketmeyeceksem hafif yeşil olanlarını seçerim ve kalın bir kağıda (bir kaç sayfa gibi) sararak balkona ya da serin bir yere kaldırırım ama buzdolabına değil :)
  • Pilav pişirirken önce hafif ateşte biraz kavururum ve bu aşamada tuzun yarısını eklerim yani pirinci tuzla birlikte kavururum. Bir de daha tane tane bir pilav istiyorsanız ıslatıp beklettiğiniz pirinci soğuk suyla nişastası iyice akana kadar yıkayın. Soğuk su altında yıkama işlemini patates kızartacağınız zaman da uygulayabilirsiniz.
  • Pizza gibi bir şey pişirirken pişene kadar üzerinin kuruyup sertleşmemesi için küçük çelik bir kaba su doldurup fırının bir kenarına koyarım. Pizzanın peynirini fırından çıkarmadan hemen önce serperim.
  • Et yemeği yapacağım zaman etleri bir gün önceden biraz tuzlar ve rendelenmiş soğan suyunda bekletirim. Çok daha lezzetli ve yumuşak olur.
  • Kurabiyeleri uzun süre taze kalmaları için kapaklı cam bir kavanozun dibine peçete koyarak saklarım.
  • Köfte ya da et, tavuk vs pişirirken önce harlı ateşte bir yüzünü pişirip, diğer yüzünü de 1-2 dakika pişirdikten sonra içinin de iyi pişmesi için altını kısarım. Bu şekilde pişen etin suyu içinde kaldığı için çok daha lezzetli olur.

Hepinize sevgiler ve başarılı denemeler...

Friday, January 20, 2006

Antep Fıstığı ve Çikolata



İkisi de ne kadar lezzetlidir, biraraya geldiklerinde katmerli olarak artıyor galiba tatları :) Sevmeyen var mıdır acaba bunları? Ben görmedim! Bu pasta da özellikle bu ikiliye benim gibi çok sevenlere ithaf olunur...

Aslında biraz fotoğraf ekleme konusunda eksiklerim var. Bunu tam olarak öğrenebilmem için daha çok zaman ayırmam gerekiyor ki şimdilik bu da zor görünüyor. Şimdi size pastanın dışında içindeki çikolata kaplı fıstıkları da yapım aşamalarıyla göstermek isterdim ama galiba sadece anlatmakla yetineceğim.

ANTEP FISTIKLI ÇİKOLATALI PASTA

Pandispanya için;
4 yumurta
1 su bardağı toz şeker
1 su bardağı elenmiş un
1 çay kaşığı kabartma tozu
1/2 çay kaşığı saf vanilya

Pandispanya için önce yumurta ve şekeri yüksek ayarda krema gibi olana kadar çırpın (yaklaşık 8 dakika) ve sonra elenmiş un, kabartma tozu , vanilya karışımını spatula gibi bir şeyle sadece homojen olana kadar karıştırın (çırpmadan). Tabanına yağlı kağıt serilmiş kelepçeli bir kalıpta 150-160 derecede yaklaşık 45 dakika 1 saat kadar pişirin.

Ara Kreması
1 paket kakaolu pudingi üzerinde yazandan 100 ml kadar eksik sütle pişirip soğutun ya da herhangi bir pasta ara kreması kullanabilirsiniz. Soğuturken arada karıştırırsanız üzerinin kaymak tutmasını engellemiş olursunuz.

Üst Kreması
1 paket taze süt kreması
3 çorba kaşığı labne
3 çorba kaşığı pudra şekeri
1/2 paket benmari usulü eritilmiş bitter çikolata

Önce süt kremasını iyice çırparak kabartın, sonra diğer malzemeleri de ekleyerek sürülebilir kıvama gelinceye kadar çırpmaya devam edin.

Ayrıca ;

1 su bardağı Antep fıstığı (bulabilirseniz kavrulmamış olanından)
2 adet 80 gr lık çikolata (Milkanın sütlü siyahı çok uygun)
üzerine serpmek için kakao

1,5 paket kadar çikolatayı benmari usulü (kaynayan su dolu bir tencereye oturtulmuş kabın içinde) eritin. Fıstıkları erimiş çikolatanın içine atarak biraz karıştırın ve hafif katılaşması için kabı sıcak suyun içinden alarak 15 dakika kadar bekleyin. Sonra fıstıkları bir kaşık yardımıyla çikolataya bulanmış olarak alın ve bir yağlı kağıt üzerine dizin. Bu şekilde çikolatanın katılaşması için dolaba koyarak bekletin (ben acelem olduğu için derin dondurucuya koydum).

Bu arada pişen ve hafif soğumuş pandispanyanızı ikiye ayırın. Bunun için özel bir alet aldım ben. Ortasında çelik tel olan kıl testere gibi bir şey. Çok daha kolay kesmemi sağlıyor pandispanyayı.

İkiye ayrılmış pandispanyanın bir katı üzerine kakaolu ara kremamızı sürdükten sonra çikolataya bulanmış fıstıkları ve kıydığınız 1/2 paket çikolatayı boşluk kalmayacak şekilde yayın. Pandispanyanın diğer katı üzerine de bir miktar ara krema sürerek diğerinin üzerine kapatın.

Şimdi de üst kreması ile açık yer kalmayacak şekilde pastanızı kaplayın ve süsleyin.

Afiyet olsun...

Thursday, January 12, 2006

Bizim evin bir klasiği : Zeytinli Kek



Annemin çok sevdiği bir Kıbrıs'lı arkadaşının hatırasıdır bu tarif bize. Çocukluğumdan beri hep çok sevmişimdir. Ne zamandır aklımdaydı sizlerle paylaşmak, oldukça değişik bir tarif çünkü.

Malzemeler:
1 su bardağı yoğurt
1 su bardağı çekirdekleri ayıklanmış zeytin
3 su bardağı un
2/3 su bardağı erimiş tereyağı (ya da margarin)
1/3 su bardağı zeytinyağı
3 adet yumurta (1'inin sarısı yüzüne)
1 tatlı kaşığı kabartma tozu
2-3 adet incecik doğranmış soğan
1 avuç dolusu kuru nane

Yapılışı:
Tüm malzemeleri karıştırıp kek kalıbına dökebileceğiniz gibi muffin kalıplarına da dökebilirsiniz. Naneyi iyice ufalayarak kullanmak gerekiyor. En son olarak da ayırdığımız 1 yumurta sarısını keklerin yüzüne sürün.

Bu arada geçmiş bayramınız kutlu olsun ve daha nice bayramlar görün sevdiklerinizle birlikte...

Sunday, January 01, 2006

Tuesday, December 13, 2005

Hoşgeldin Arda Bebek...


Ne iyi ettin de geldin aramıza, mutluluk getirdin bize... Geçtiğimiz cuma akşamı, 9.12.2005'te Arda'mız geldi ailemize. Masum, mis kokulu minik bebek sana hayat boyu mutluluk diliyorum... Bu kurabiyeler senin şerefine yapıldı :)

Malzemeler:
300 gr tereyağı
3 su bardağı elenmiş un
1 su bardağı pirinç unu
1 çay kaşığı kabartma tozu
1 kahve fincanı süt
1 yumurta sarısı
1 su bardağı pudra şekeri

Kuvertür için sevgili Mine'nin tarifini uyguladım, malzemeleri ise şöyle;
200 gr pudra şekeri
1 yumurta akı
1 çorba kaşığı süt
gıda boyası

Yapılışı:
Tereyağını küçük bir tencerede biraz erittikten sonra altını kapatıp kalan kısmının da diğerinin sıcaklığıyla erimesini bekleyin. Bir kapta yumurta sarısı, şeker, süt ve yağı iyice karıştırdıktan sonra, başka bir kapta karıştırmış olduğunuz diğer kuru malzemeleri ekleyerek yoğurun ve yarım saat kadar buzdolabında dinlendirin. Daha sonra üzerine bir streç film sererek merdane ile yaklaşık 1 cm kalınlığında açın. Kalıplarla istediğiniz şekli verdikten sonra yağlı kağı serilmiş bir fırın tepsisine dizerek, 150-175 derece önceden ısıtılmış fırında altları pembeleşene kadar pişirin.

Kurabiyeler piştikten sonra biraz soğuyunca hazırlamış olduğunuz kuvertürle dilediğiniz gibi süsleyin. Bunu yaparken

1. Kuvertürü hemen hazırlayıp kullanmayın çünkü çok akışkan bir kıvamı oluyor ve bu da işi zorlaştırıyor. Ben biraz katılaşmış halini daha kolay kullandım. Çay kaşığı ve kürdan yardımıyla kurabiyelerin üzerine taşıdım.

2. Gıda boyasını çok güvendiğiniz bir yerden alın ve kürdanın ucunu batırarak istediğiniz rengi elde etmeye çalışın çünkü çok koyu renkler elde etmeniz an meselesi!

3. Kurumaları için biraz zamana ihtiyaçları var, bunu dikkate alarak üstüste koymayın :)

Friday, December 02, 2005

bol kalsiyumlu bir tatlı...

KAKAOLU LABNELİ PUDİNG
Benimki gibi süt içmeyi pek de sevmeyen bir çocuğa sahipseniz can kurtaran bir tarif olabilir bu sizin için de


Malzemeler:
1 paket labne peyniri
2 çorba kaşığı kakao
2 çorba kaşığı tepeleme un
3 çorba kaşığı tepeleme nişasta
3/4 su bardağı toz şeker (damak zevkinize göre ayarlayabilirsiniz)
1 lt süt
1 yumurta
1 küçük paket bitter çikolata (ben milkanın sütlü siyahını tercih ediyorum)

ayrıca süslemek için;
süt kreması ve rendelenmiş çikolata

Yapılışı:
Labne ve çikolata hariç tüm malzemeleri bir tencereye alıp çırpma teliyle iyice çırptıktan sonra, orta ateşte sürekli karıştırarak pişirelim. Kaynamaya başladıktan sonra labne ve çikolatayı da ekleyerek ateşten alalım ve çırpma teliyle karıştırmaya devam edelim ki üzeri kaymak tutmasın. Ilındıktan sonra benim yaptığım gibi bir kalıba alıp servis sırasında tabağa alabileceğiniz gibi kaselere de alabilirsiniz.

Afiyet olsun...

Monday, November 28, 2005

Beypazarı'na yolunuz düşerse...



önce tabi gezilmesi gereken yerleri mutlaka gezin... Beypazarı'na kuşbakışı bakmak için biraz tırmanmak gerekiyor ama gözünüz korkmasın yürüyerek değil arabayla. Ben daha önce iki kez gitmiş olmama rağmen geçen hafta annem, kayınvalidem, kuzenim ve yengem olmak üzere beş kız (!) gitmenin tadını çıkardım. Peşinden sürekli koşmam gereken afacan oğlum bu sefer babasıyla pazar keyfi yaptı evde. Alışveriş sırasında yanımızda can sıkıntısından yüz hatları giderek gerilen bir erkek de olmayınca ver elini gümüşçüler çarşısı, yiyecek alışverişi derken ne de çabuk gün bitiverdi.

Beypazarı'nı o kadar sevdim ki; öyle bir kere gittim gördüm geldim diyemiyorum. Yine gideceğim diyorum. Neden mi? Dokusu çok güzel, doğallığını, saflığını öyle güzel koruyor ki tıpkı insanları gibi... Her girdiğiniz dükkanda güleryüzle karşılanıyorsunuz. Nasıl ağırlayacaklarını bilemiyorlar sizi, çay mı kahve mi yoksa soda mı ikram etsinler. Anadolu insanının misafirperverliği büyükşehirlerde pek hatırlanmıyor artık ne yazık ki... Belki de Beypazarı'nda bunu hatırlamak hoşuma gitti. Sonra İnözü Vadisi'nin o bozulmamış, bereketli hali çok hoşuma gitti. Vadi içinde yemek yenilebilecek çok güzel sofralar var. Güveçte, odun ateşinde pişmiş etli pilavlar, kapamalar, yaprak sarmaları... Sonbaharın veda etmeye hazırlandığı, kışın da gelmeye sabırsızlandığı bir günde içilen o sıcacık nefis tarhana çorbası insanın ruhunu ısıtıyor. Dışarıda sarılar kırmızılar kahverengiler, yeşiller göz alıyor, içeride kocaman bir soba gürlüyor ve hafiften bir kanun sesi de yemeği tamamlıyor. Tabi o höşmerim tatlısının enfes tadı da damağınızda kalıyor. Aslında eni konu tarifini aldım da bakalım becerebilir miyim?...

Çarşı içinde ilk gittiğim günden beri vazgeçemediğim bir dükkan var. Adı "Yakut Ticaret". Dükkanın sahipleri o kadar temiz ve iyi niyetli insanlar ki, kendimi alışverişe değil de bir akrabamın evine gitmiş gibi hissediyorum oradayken. Tertemiz bir çift, birlikte işletiyorlar orayı. Dükkanda neler mi satılıyor? Ne satılmıyor ki... kurutulmuş her türlü sebze, meyve, baklagiller, baharatlar, turşular, daha neler neler. Beypazarı'na yolunuz düşerse bu dükkana uğramadan geçmeyin. Bir tavsiyede bulunmadan da geçemeyeceğim ama... kurutulmuş sebze, ya da bakliyat türü bir şeyler alacak olursanız bu işi yazın başında yapmayın. Yaz sonu, sonbahar ya da kış başı en uygun zaman, çünkü ilerleyen zamanda bunlar güvelenebiliyor. Ben aşağıda tarifini verdiğim kurutulmuş dolmalıkları ve salamura yaprağı Beypazarı'ndan aldım, hepsi birbirinden güzel çıktı.

İlgilenenler için şu linki kopyalıyorum: http://www.beypazari-bld.gov.tr/

GÜVEÇTE KURU DOLMA

Malzemeler:

1 su bardağı pirinç

1/2 su bardağı bulgur

1 su bardağı süt

1 çorba kaşığı yoğurt

1/2 su bardağı zeytinyağı (2 kaşık kadarı dolmanın üzerine gezdirilecek)

1 çorba kaşığı nar ekşisi

3 çorba kaşığı dolusu domates salçası

1 çorba kaşığı biber salçası

1 tatlı kaşığı tuz

1/2 demet kıyılmış maydanoz

1/2 demet kıyılmış taze nane ya da 2-3 çorba kaşığı kuru nane

1/2 demet doğranmış yeşil soğan

1/2 demet kıyılmış dereotu

2 adet orta boy kuru soğan

1 yumurta

3 çorba kaşığı süt kreması

Kurutulmuş patlıcan, kabak, biber ya da asma yaprağı

Yapılışı:

Aslında bu dolma içi ile yapılan dolmaya yalancı dolma diyorlar. Eşim hiç bir yemeğin içinde kıyma yemediği için kayınvalidem bu içle yaprak sarması yapar. Ben de eşimi tanımadan önce hiç bilmezdim bu şekilde dolma yapıldığını ama itiraf edeyim öyle lezzetli oluyor ki etli dolmaya tercih ediyorum ben de. Yapılışına gelince önce kuru sebzeleri kara suyu çıkana kadar arada bir kaç kez de haşlama suyunu değiştirerek yumuşayana kadar pişirin. Tamamen pişmemesine de dikkat edin çünkü dolma olarak da bir süre daha pişecek zaten.

Diğer taraftan genişçe bir tencere ya da tavada (ben bu işi için wok kullanmayı tercih ediyorum) önce zeytinyağ ile soğanı biraz kavurun ama tamamen ölmesin. Sonra diğer malzemeleri de ekleyerek sürekli karıştırın ve sütünü/suyunu çektikten sonra altını kapatarak bir süre ağzı kapalı olarak dinlendirin. Sonra yumuşamış olan sebzelerin içini bu içle doldurmaya başlayın. Bunu yaparken çok fazla doldurmamak gerekiyor yoksa piştikten sonra üzerinden taşıyor pirinçler.

İçini doldurmuş olduğunuz dolmaları ya da varsa sarmaları güvecin tabanını kapatacak şekilde yerleştirin. En son üzerine dolmaların yaklaşık yarı seviyesine gelecek kadar salçalı su ekleyin, güvecin ağzını alüminyum folyo ile kapatın ve hatta onun üzerine de uygun bir kapak daha kapatın. Önce harlı sonra da orta hararetli ateşte pişirin. En son olarak bir 10 dakika kadar da fırında tuttuktan sonra servis yapabilirsiniz. Afiyet olsun...

NOT: Dolma içini hazırlarken pirinçlerin biraz diri kalması gerektiğini, dolma olarak zaten pişeceğini unutmayın. Aksi taktirde pirinçleri tanımakta çok zorlanacaktır görenler.

Bir de güveç alırken mümkünse fotoğraftaki gibi içi siyah olanları tercih edin. Ben bu güne kadar çok güveç aldım ama yıkarken hep huylanmışımdır. Ne kadar iyi piştiği söylense de kırmızı toprak aktıkça benim güveçlerim saksı olmaktan kurtulamamıştı. Hatta bir defasında organik ürünler satan bir dükkandan tamamen doğal malzemeden yapıldığını öğrendiğim bir güveç almıştım. Tarif ettikleri gibi önce fırınladım sonra da içinde su kaynattım. Su kaynatma aşamasında güvecim kırılmıştı... Veee sonunda tam istediğim gibi bir güvece kavuştum işte. Daha önce içinde tandır, fasülye, türlü vs de pişirdim hepsinden çok iyi sonuç aldım. Bu güveci de Beypazarı'na giderken Ayaş'tan aldığımı söyleyerek son noktayı koyuyorum.

Monday, November 14, 2005

Rüyada hurma görmek bolluk ve bereket demekmiş...


Eh biz de artık bu etkinlikten sonra rüyalarımızda bol bol hurma görebiliriz ne dersiniz :) Epey uğraştım aklıma yatan bir tarif bulabilmek için ama açıkçası sonunda biraz tarifler biraz da yaratıcı güç diyerek koyuldum bir hurmalı tart yapmaya...

HURMALI CEVİZLİ TART

Malzemeler:
1 su bardağı çekirdeği alınmış ve ikiye bölünmüş hurma
1 su bardağı yarım ceviz
1 kutu süt kreması
3 çorba kaşığı toz şeker
1 çorba laşığı tereyağı
1/2 tatlı kaşığı tarçın
6 kare tatlı milföy hamuru

Yapılışı:

Milföy hamurlarını tart kalıbına yerleştirip üzerine ağırlık yapması için barbunya, nohut vs koyarak önceden ısıtılmış fırında pişirin. Bu arada bir tavada süt kreması ile hurmaları orta ateşte karıştırarak bir kaç dakika pişirin. Sonra üzerine toz şeker, ceviz ve tarçını da ekleyerek kremanın kıvamı biraz koyulaşana kadar pişirmeye devam edin.

Milföyler pişip biraz da soğuduktan sonra harcı üzerine serip kısa bir süre dinlendirdikten sonra servis yapın. Ben ılık servis yaptım ve ustamdan tam not aldım. Ustam kim mi?... Tabi kayınvalidem :) Yakında güzel tariflerimizi paylaşacağım sizlerle.

Afiyetle kalın...