Wednesday, November 15, 2006

Marine Tavuk ve Salata



Zaman zaman değişik baharat ve soslarla tavukları marine edip hoşuma gidenleri not alıyorum. Fotoğraftaki tavuklarda kullandığım marinat benim çok hoşuma gitti. Hafif karamelize tat et yemeklerinin havasini degistiriyor. Ben bu tavuk parcalarini salata icinde yemeyi seviyorum ama siz isterseniz yaninda sebze garnitürü, pilav vs ile de servis edebilirsiniz.

Malzemeler;

2 adet tavuk göğsü
2 çorba kaşığı worcestershire sauce
1 çorba kaşığı soya sosu (superior dark tercih ediyorum)
1 çay kaşığı deniz tuzu
1 çay kaşığı toz şeker
2 çorba kaşığı sızma zeytinyağı

Not: Bu sosları büyük marketlerin soslar bölümünde bulailirsiniz.

Yapılışı;

tavuklari ince (1-1,5 cm) dilimleyin ve marinata yatırın. Bir gece buzdolabında bekletin. Sonra biraz sıvı yağda teflon tavada ya da kalın tabanlı başka bir tavada önce harlı sonra kısık ateşte pişirin.Eğer içi iyi pişsin diye en başından kısık ateşte pişirmeye başlarsanız etin içindeki bütün suyu kaybedersiniz. Bu yüzden dışında bir kabuk oluşacak şekilde önce harlı ateşte pişirmeniz her zaman daha iyi sonuç verir.

Ben bolca atom salata ve dil peyniri üzerine bu tavuk parçalarını çok yakıştırdım.

Afiyet olsun... Posted by Picasa

Monday, November 06, 2006

Çift Katlı Doğumgünü Pastası

Uzun süredir güncelleyemediğim sayfamı biraz hareketlendirmenin zamanı geldi :) Aslında bir saattir yazdığım tarifin faili meçhul bir şekilde uçup gitmiş olmasından dolayı biraz bozuldum. İşin tuhafı sanki aklımdakiler de uçup gitti. Yeniden toparlamaya çalışacağım.

Bu pasta tarifi de benim yaptığım diğer pastalara benziyor aslında. Yaş pastada yağ kullanılması hoşuma gitmediği için klasik tarifimden vazgeçemiyorum. Arada değişik bir şeye heveslenip de yaptığımda kendi kendime diyorum ki boşver sen bildiğinden şaşma ;) Kekinde ya da kremasında yağ kullanılan pastalar çok ağır geliyor bana. Şimdi gelelim tarife...

Bu pastada ara malzeme olarak fındık krokan kullandım. Krokanı sevgili Zuhal Yalçın'ın fındıklı tarifler sitesindeki ayrıntılı anlatımına göre yaptım. Ben bu pasta için verilen tarifin 2 katını uyguladım.

Daha sonra bunu rondoda çekebilirsiniz ya da çok ufalamadan, bir poşetin içine yayarak havan yardımıyla kırabilirsiniz.

Pasta için gerekli diğer malzemeler;

1 Pandispanya için,

5 yumurta

1 su bardağı toz şeker

1 su bardağı un

1 çay kaşığı kabartma tozu

(Kullandığım su bardağı 200 ml liktir)
Ben bu ölçüleri kullanarak 2 ayrı kapta 2 ayrı pandispanya hamuru hazırladım. Pandispanyanın yapılışını bu linkten okuyabilirsiniz.

Bir büyük bir de küçük kelepçeli kalıp kullandım. Pandispanyaların aynı kalınıkta olması için her iki kalıbı da orta seviyesine kadar hamurla doldurdum. Büyük kalıba bir ölçü hamuru koyduktan sonra biraz da 2. hamurdan ilave ettim böylece 2. hamur küçük kalıba da tam gelmiş oldu.

Pandispanyalar pişip soğuyana kadar ara kremayı hazırlayabiliriz. Bunun için,

2 paket vanilyalı puding

1 lt süt

2 paket Milka beyaz çikolata

gerekiyor. Pudingleri pişirip içine beyaz çikolataları da ekleyerek soğuyuncaya kadar karıştırın ki kabuk olmasın üzerinde.

Pandispanyalar soğuduktan sonra her ikisini de ikiye bölün. Pastayı hazırlayacağınız tabağa büyük kekin 1. parçasını koyun ve üzerine sırayla ara krema+fındık krokan+ ara krema koyarak 2 katı kapatın. Bunun üzerine küçük kekin 1.katını kapatmadan önce biraz ara krema sürerek yapışmasını sağlayın. Bu aşamada üstteki kekin kaymaması için ortasına 1 çöp şiş saplayıp uzun kısmını kesebilirsiniz. Küçük kekin 1. katı üzerine de aynı şekilde ara krema+fındık krokan+ ara krema sürerek küçük 2. katı da kapatın. Şimdi artık en zevkli bölüme yani süslemeye geçebiliriz :)

Üst krema için;

2 paket süt kreması (200 ml lik)

2 paket milka sütlü siyah (ya da bitter başka çikolta)

4-5 çorba kaşığı dolusu kakaolu toz içecek (milka, nesquick vs)

Süt kremalarını karıştırıcıyla iyice çırptıktan sonra yukarıdaki gibi benmari usulü (sıcak suyun içine oturtulmuş bir başka kap içinde) çikolatalarınızı eritin. Sonra bunu çırpılmış süt kremalarınızın içine karıştırın. Bu aşamada kremanın da oda sıcaklığında olması gerekiyor hatta eritilmiş çikolatalar da çok sıcak olmazsa daha iyi sonuç alırsınız çünkü krema soğuk çikolata sıcak olursa çikolata donacağından kesik kötü bir görüntüsü olacaktır. Bu işlemden sonra kakaolu tozu da yavaş yavaş ekleyerek çırpmaya devam edin ve kremayı sürülebilir kıvama getirin.

Şimdi artık bir spatula yardımıyla kremayla pastanızı tamamen kapatabilir ve süsleyebilirsiniz. Ben süslemek için dekoratif amaçlı çikolata ve şekerlerden ve kalan krokan ile kremadan kullandım. Pastayı bir gün önceden hazırlayabilirseniz ertesi gün çok daha lezzetli olacaktır.

Afiyet olsun...

Posted by Picasa

Friday, October 06, 2006

Çilekli ve Fındık Krokanlı Kap Kekleri



Lezzetli, süslü, vitaminli minik pastacıklar bunlar. Tahmin edileceği gibi çocuklar için yapıldılar. Bakın yukarıdaki fotoğrafta minik bir elin parmakları her an içlerinden bir tanesini kapıp gitme hazırlığı içinde. İşte hepsini biraradayken çekeyim telaşı ile çekilebilen tek fotoğraf da bu zaten. Geçen gün de pasta yaparken hazırladığım çikolatalardan kapabildiğini kapıp koşarak içeri gidip yedi ve yine geldi acaba bu sefer ne kaçırabilirim diye :) Fazla yedirmiyoruz ya o da fırsatı bulmuşken değerlendireyim diyor.

Bu kap keklerinin formülü tamamen benim mutfak laboratuvarımda geliştirdiğim bir formül. Çok başarılı oldu bence, çeşitlendirmeyi düşünüyorum :) Yeni şeyler denemek çok eğlenceli oluyor. Bir de şöyle bir şey oldu kap keklerini yaptıktan sonra kalan hamuru başka bir kalıba döktüm ama malzemeler kalıba yapıştı. Tadı güzel tabi yine ama şekli olmadı. Bu durumda hemen bir karar veriyor ve bir dahaki sefere kap keki yapılacaksa hepsi bu şekilde olacak diye kendi kendime söz veriyorum. Ne farkeder diye içinden geçirenler vardır belki söyleyim, kek kapsülleri içinde yapınca kalıba yapışan malzemeler kağıda yapışmıyor çünkü zaten küçükler ve dibe çöktü derdi olmuyor malzeme daha eşit dağılıyor vs.

Bu tarifte kullandığım değişik bir malzeme var aslında. Yazın sizinle paylaşmak istediğim halde bir türlü fırsat bulamadığım için yazamadığım çilek şekerlemelerim. Neyse artık bir dahaki bahara diyeceğim çünkü şimdilik tarifi versem de çilek olmadığı için ya da yaz çileğinin tadını vermeyeceği için anlamsız olacak.


Şimdi geçelim tarife...

Malzemeler :
Kek için;

3 yumurta
3 su bardağı Sinangil fındık aromalı kek unu
1 su bardağı toz şeker
1/2 su bardağı soya yağı
1+1/2 su bardağı süt
2/3 su bardağı çilek şekerlemesi
2/3 su bardağı fındık krokan

Üzeri için;
1 kutu süt kreması (pınar kullandım)
4 çorba kaşığı çilekli Nesquick
3 çorba kaşığı labne peyniri (light olanından)
süs şekerleri

Yapılışı:
Keki hazırlarken yumurta ile şekerleri önce düşük sonra yüksek devirde 5-6 dakika kadar çırpın. Sonra sırayla yağı ve sütü ekleyin ve karıştırın. En düşük devirde çırpmaya devam ederken kaşık kaşık ununuzu ekleyin. Sonra çırpmayı bırakıp çilek şekerlemelerini (siz de aktarlardan bulabilirsiniz) ve fındık krokanı ekleyin. Bunları kaşıkla yavaşça karıştırın ve muffin kalıplarına koyduğunuz kek kapsüllerinin içine paylaştırın. Bu kek kapsüllerinin 2-3 tanesini birlikte kullandım ben şeklinin düzgün olması için. Kapsüllerin 2/3 kadar kısmını doldurmak yeterli oluyor. 150 derece fırında orta rafta pişirin.

Üst kreması bence krem şantiye ve daha bir çok kremaya göre oldukça sağlıklı ve lezzetli bir krema. Önce süt kremasını mikserle bir süre çırpın sonra nesquick ve labneyi ekleyerek katılaşmasını sağlayın. Çilekli Nesquick'te kullanılan pembe renk pancardan elde ediliyormuş bu da ayrı bir hoşluk bence.

Kap kekleriniz fırından çıktıktan sonra ılınmasını bekleyin ve sonra kremayı sıkıp en üstü de şekerleme gibi bir şeylerle süsleyebilirsiniz.

Afiyet olsun... Posted by Picasa

Sunday, October 01, 2006

Pannettone (Milano'nun noel pandispanyası)

Çocukken, oturduğumuz apartmanın altında bir pastane vardı. Sabahın erken saatlerinden itibaren apartmanın aydınlığından, kapıdan pencereden her yerden mis gibi pasta kokuları yayılmaya başlar akşama kadar bu böyle devam ederdi :) Hele de o paskalya çöreklerinin kokusu dayanılmaz güzellikteydi. Sokaklarda oynardık, yorulurduk soluğu bu pastanede alırdık. Necati abimizin gülen yüzü eşliğinde gelsin limonatalar gitsin çörekler bir güzel depoyu doldurur sonra yine oyuna dalardık. Hava sıcakmış soğukmuş kimin umurunda. Bu çöreğin kokusu beni aldı o günlere götürdü, sonra biraz hasret giderdik. İşte size bu küçük mutluluğun tarifi:

Malzemeler;
2/3 su bardağı süt
2 yumurta
80 gr tereyağ (ya da 75 ml sıvı yağ)
130 gr un
60 gr şeker
130 gr un
1 paket instant maya (10 gr yaklaşık 1 çorba kaşığı)
6 çorba kaşığı kuru üzüm
4 çorba laşığı ağaç kavunu şekerlemesi (ya da kuru kayısı)

Yapılışı;
Ekmek makinesinde yapacaksanız malzemeleri bu sırayla eklemeniz gerekiyor. 3 saatlik programda, 1. kıtır seviyesinde ve 750 gr seçeneğinde pişirdim.

Elle yoğurup pişirecekseniz (ki ben bir daha yapacağım zaman mutlaka bu şekilde denemek istiyorum) un ve kuru meyveleri karıştırdıktan sonra ortasını havuz gibi açıp yumurta, ılıtılmış süt, şeker ve mayayı koyup yaklaşık 10-15 dakika yoğurun. Sonra ılık bir yerde 1 saat kadar mayalandırın. Ben bunu fırının yoğurt mayalama ayarında yapıyorum bu günlerde malum hava serin ama kalorifer yakılacak kadar değil. Sonra istediğiniz şekli verip ki saç örgüsü formu yakışır bence, üzerine su ya da yumurta sarısı sürerek tepside 30 dakika kadar daha mayalandırın ve önceden ısıtılmış 200 derce fırında, orta rafta kızarıncaya kadr pişirin.

Ben en son aktara gittiğimde bu tip çörk, kurabiye, kek vs de kullanmak üzere değişik meyve şekerlemeleri almıştım. İçlerinden biri bir şey kavunuydu ama ne olduğunu hatırlayamadım bir türlü. Bu tarifte ağaç kavunu diye okuyunca onu koydum güzel de oldu ama kurutulmuş kayısı da bence gayet güzel yakışır bu çöreğe. Bir de aklıma gelmişken yazayım, mayayla yapılmış çöreklerin kabartma tozuyla yapılmış olanlara göre besin değeri daha yüksekmiş.

Maya doğal bir B vitamini kaynağı ve özellikle çocuklar için çok önemli. Bu nedenle yoğurt, kefir, ekmek gibi mayalanmış yiyeceklerden çocukların mutlaka tüketmesi gerekiyor. Bazen dikkatimi çekiyor çocuklara aman lapacı olmasın diye ekmek yedirmeye yanaşmıyor bazı ebeveynler. Her şeyin fazlası zarar ama çocuklar günde bir kaç dilim ekmek yemekle lapacı olmazlar kimse endişe etmesin :) Aynı şekilde ekmeği de çeşitlendirmek gerekiyor yani ne her zaman beyaz ekmek ne her zaman kepekli ya da diğer tahıl unları. Sağlıklı nesiller yetiştirebilmek için hepimize görev düşüyor. Bu konuda edindiğim bilgileri zaman zaman sizlere aktarmaya çalışacağım. Sizler de katkıda bulunursanız sevinirim.

Sağlıklı günler dilerim.

Posted by Picasa

Wednesday, September 27, 2006

Fındıklı Bisküvi


Fındık etkinliğine katılamadığım için üzülmüştüm çünkü öğünlerimizin birinde mutlaka yer alan çok sevdiğimiz bir yemiştir fındık. Bu bisküviler de öyle lezzetli oldu ki ağızda dağılıyor ve mis gibi fındık tadı insanın damağında kalıyor.

Ben 2 boyda yaptım bisküvileri bir kısmı satandart pötibör bisküvi boyunda, bir kısmı da kahve yanına birer lokmalık kimsenin itiraz etmeyeceği boyda ;)

Malzemeler;
125 gr oda sıcaklığında tereyağ
1 türk kahvesi fincanı fındık yağı
1 adet yumurta
1 çorba kaşığı süt
3 su bardağı un
1 su bardağı toz fındık
1 paket kabartma tozu
2/3 su bardağı esmer şeker
1 tüp vanilya-tereyağ aroması (Dr Oetker'inki çok güzel)

Yapılışı;

Önce yağı, yumurtayı, şekeri ve aromayı elinizle yedeirerek karıştırın. Sonra başka bir kapta karıştırdığınız un+kabartma tozu+fındık karışımını yavaş yavaş yedirin ve klasik kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edin. Bu hamuru 15-20 dakika kadar dinlendirip un serpilmiş zeminde merdane ile 0,5 cm kalınlığında açın ve şekilli kalıplar yardımıyla kesin. Hamuru açarken arada çok olmamak kaydıyle un serperek açarsanız merdaneye yapışmaz ve daha kolay açılır.


Kalıpla kestiğiniz hamuru spatül yardımıyla şekli bozulmadan alabilirsiniz. Ben bu iş için yıllar önce aldığım yukarıdaki fotoğrafta görülen geniş tereyağ bıçağını kullanmayı daha çok seviyorum.


Bu arada fırını 175 derecede önceden ısıtın. Daha sonra yağlı kağıt serilmiş tepsiye dizerek üzeri pembeleşene kadar orta rafta 15-20 dakika pişirin. Bu malzemelerle yaklaşık 2,5 tepsi bisküvi çıktı.

Yapımı insanı yormayan bu lezzetli bisküvilerin bir kısmını eve ayırdım bir kısmını da akşam üzeri gittiğimiz anneler grubumuzun şeker annesi Ayşegüller'e götürdüm. Çocuklar gelip gidip yediler. ben de canım arkadaşımın isteği üzerine hemen eklemek istedim tarifi :)
Afiyet olsun... Posted by Picasa

Monday, September 25, 2006

Özbek Pilavı


Bu pilav yanına çok fazla başka çeşit gerektirmeyecek kadar besleyici ve doyurucu. Özellikle de çocuklar için çünkü protein, karbonhidrat, lif her şey var. Bu açıdan düşününce etli sebze dolmalar da can kurtarandır çocuklu aileler için aslında. Tarifi veren kişi aslında içine acı kırmızı biber de eklendiğini söylemişti ama benim için pilavı yemesi gereken asıl hedef bizim ufaklık olunca biber eklemedim. Sadece muskat kullandım baharat olarak.

Pilavın yanına bir de tarifini sevgili Evcini'nden alıp uyguladığım enfes zeytinli ekmek ve zeytinyağda kurutulmuş domates (az haşlanmış olursa çok güzel oluyor) servis ettim. Bu ekmek inanılmaz lezzetli ve bereketli kesinlikle denemenizi öneririm. Misafirlerime çay eşliğinde kek gibi ikram bile ettim ben :)

Gelelim pilava...

Mlazemeler

1 orta boy soğan
2 orta boy havuç
2 çay fincanı pirinç
300 gr iyice pişmiş dana kuşbaşı
2 tatlı kaşığı toz muskat
30 ml (yaklaşık 2,5 yemek kaşığı) fındık yağı
1 tatlı kaşığı tereyağ
1,5 tatlı kaşığı deniz tuzu
2,5 çay fincanı et suyu

Yapılışı;

Pirinçleri 1 saat kadar önce sıcak suda bekletin. Sonra soğuk su ile, pirinçleri kırmadan bir kaç su nişastası akana kadar yıkayın. Soğanı olabildiğince ince kıyın, havuçları rendeleyin. Yayvan bir tencerede yağla soğanı hafif pembeleşene kadar kavurun. Üzerine havuçları rendeleyin, didiklediğiniz kuşbaşı etleri ekleyerek kısa bir süre daha karıştırın. Daha sonra yıkanmış pirinci de ilave edin. Tuzunu ve muskatı da ekleyerek bir süre daha kavurun. En son olarak sıcak et suyunu da ekleyin ve önce orta hararette sonra düşük ısıda pilavınızı pişirin. En az 15 dakika demlenmesi gerekiyor servisten önce. Bu süre sonunda servis edebilirsiniz...
Afiyet olsun. Posted by Picasa

Sunday, September 17, 2006

Taze incir bitmeye yüz tutmuşken



Elimi çabuk tutup hemen bu keki denedim. Aslında orjinal tarifinde kuru incir kullanılıyor ama ben tazesiyle denemek istedim. Derken zaten tarife çok sadık kalamadım. Bu kek Sofra Dergisinin tarifi ve adı da bademli kek aslında :) Kekini tarifteki gibi uyguladım, sadece yağı azalttım. Kek olarak da benim çok hoşuma gitti. Gelelim tarife.

Malzemeler:

Kek için;
2 adet yumurta
1,5 su bardağı toz şeker
2,5 su bardağı un
1 su bardağı sıvı yağ
(ben 1/2 bardak yağ kullandım, üstünü sütle tamamladım))
1 su bardağı yoğurt
1 kahve kaşığı karbonat
1 çay kaşığı saf vanilya

Üstü İçin;
7-8 adet incir
1/2 su bardağı esmer şeker
1 su bardağı dövülmüş fındık
3 çorba kaşığı kavrulmuş susam
1 tatlı kaşığı tereyağı

Yapılışı:

Yumurta ve şekerleri çırptıktan sonra sıvı yağ, yoğurt ve sütü de ekleyerek düşük devirde kısa bir süre daha çırpın. Sonra ayrı bir yerde karıştırmış olduğunuz un, karbonat ve vanilyayı yavaş yavaş ekleyin. Son olarak yağlanmış ve unlanmış bir tart kalıbına dökerek orta arafta, 150 derecede 45 dakika kadar pişirin.

Üst malzemesini de bir tavaya alarak orta hararette ocakta, arada karıştırarak pişirin. Kek piştikten sonra üst malzemeyi üzerine yayın ve servis biraz bütünleştikten sonra servis yapabilirsiniz.

Çok lezzetli ve hafif bir tatlı oldu. Çayın yanında tek başına bile yetecek türde tatlılardan bence.

Thursday, September 14, 2006

İZİN İSTEMEK BU KADAR ZOR MU?

İnsanların özenerek, onca zaman ayırarak paylaştıkları, ürettikleri bir şeyleri hiç izin isteme gereği duymadan kendi sitelerinde yayınlayan kişilere soruyorum bu soruyu. Belli ki çok zor gelmiş bu onlara! Tabi canım niçin uğraşıp zamanlarını harcasınlar ki bunun için otomatik pilota bağlayıp tıkır tıkır reklam almak dururken. Ayıklamak için bile zamanlarını harcamak istememişler başka bir deyişle. Sitenin adı gurme.net ama yemekle hiç ilgisi olmayan, insanların kendilerine ait özel paylaşımlarını bile yaynılamışlar. Bu kadar da özensizler yani.

Bu akşam büyük bir hevesle bilgisayarımı açtım yeni yaptıklarımı sizlere sunabilmek için ama bu durumla karşılaştım. Bunları yaşamak tabi ki bizim hevesimizi kırıyor. Böyle giderse bir gün hiç hevesimiz kalmayacak sonunda.

Sevgili Tijen bu durumu farketmiş ve hepimizi uyardı bunun için ona teşekkür ediyorum. Ben de bu yazıyı 3 gün boyunca blogumda yayınlayacağım. Bu arada da başka neler yapabiliriz diye araştırmaya devam ediyoruz bir yandan. Mücadeleye devam...

Tuesday, September 12, 2006

ÇITIR TAVUK

Posted by Picasa

Monday, September 11, 2006

Bu tarif piyasada "nugget" diye satılan, dışı çıtır kaplamalı tavuk parçalarının evde yapılmış bir versiyonu. Çok lezzetli oldu, kimin aklına gelmiş bilmem bunu uygulamak : ) Kızartma yöntemiyle yemek pişirmek normalde tercih ettiğim bir şey değildir aslında ama arada ev halkı bu yöndeki taleplerini dile getirince abartmamak şartıyla kuralları yumuşatıyoruz. Bu da o kaçamaklardan biri işte...

Malzemeler;

2 adet tavuk göğsü (kişi başı 1 parça diye düşündüm ben)
2 paket baharatlı çubuk kraker
1 adet çırpılmış yumurta (iri bir yumurta)
Kızartmak için sıvı yağ

Yapılışı;

Tavuk göğüslerini iyice yıkayıp kurulayın. 1 cm kalınlığında dilimlere ayırın. Ben bunu enlemesine yaptım ama ince uzun şerit isterseniz dikine de kesebilirsiniz. Bu parçaları çırpılmış yurtaya batırın ve daha sonra rondodan geçirilmiş ya da dövülmüş olan kraker ununa bulayın. Parçaları hafifçe silkeleyin ki üzerine tam yapışmamış parçalar dökülsün ve tavada yanmasın. Sonra kızgın yağa atıp kızartın.

Tavuk etinin çok iyi pişmiş olması gerektiği için ve hem de dış kaplamasının yanmaması için kızartmayı yaptığınız yağ, tava ve ateşin harareti çok önemli. Ben her zaman olduğu gibi yine kalın tabanlı çelik tavayı tercih ediyorum kızartma yaparken de. Yağın çok kızmamasına dikkat etmek gerekiyor yağın yanmaması ve pişirdiğimiz şeyin dışının yanıp içinin çiğ kalmaması için. Bunu ayarlamak için sürekli kontrol etmekte fayda var. Üzerini hafif delikli bir kapakla kapatmak, ateşi orta hararette tutmak da işe yarıyor.

Bir de çubuk krakerleri ufalarken ne çok un haline gelmeli ne de çok iri kalmalı. Zaten hepsi aynı büyüklükte olmuyor, bu da daha iyi sonuç veriyor. İyice ufalanmış olanlar tavuğun izerini tam kaplıyor iri taneler de kıtır kıtır daha hoş bir tat veriyor. Ayrıca damak zevkinize göre başka baharatlar da ekleyebilirsiniz. Köri, muskat rendesi, acı biber gibi.