Thursday, January 12, 2006

Bizim evin bir klasiği : Zeytinli Kek



Annemin çok sevdiği bir Kıbrıs'lı arkadaşının hatırasıdır bu tarif bize. Çocukluğumdan beri hep çok sevmişimdir. Ne zamandır aklımdaydı sizlerle paylaşmak, oldukça değişik bir tarif çünkü.

Malzemeler:
1 su bardağı yoğurt
1 su bardağı çekirdekleri ayıklanmış zeytin
3 su bardağı un
2/3 su bardağı erimiş tereyağı (ya da margarin)
1/3 su bardağı zeytinyağı
3 adet yumurta (1'inin sarısı yüzüne)
1 tatlı kaşığı kabartma tozu
2-3 adet incecik doğranmış soğan
1 avuç dolusu kuru nane

Yapılışı:
Tüm malzemeleri karıştırıp kek kalıbına dökebileceğiniz gibi muffin kalıplarına da dökebilirsiniz. Naneyi iyice ufalayarak kullanmak gerekiyor. En son olarak da ayırdığımız 1 yumurta sarısını keklerin yüzüne sürün.

Bu arada geçmiş bayramınız kutlu olsun ve daha nice bayramlar görün sevdiklerinizle birlikte...

Sunday, January 01, 2006

Tuesday, December 13, 2005

Hoşgeldin Arda Bebek...


Ne iyi ettin de geldin aramıza, mutluluk getirdin bize... Geçtiğimiz cuma akşamı, 9.12.2005'te Arda'mız geldi ailemize. Masum, mis kokulu minik bebek sana hayat boyu mutluluk diliyorum... Bu kurabiyeler senin şerefine yapıldı :)

Malzemeler:
300 gr tereyağı
3 su bardağı elenmiş un
1 su bardağı pirinç unu
1 çay kaşığı kabartma tozu
1 kahve fincanı süt
1 yumurta sarısı
1 su bardağı pudra şekeri

Kuvertür için sevgili Mine'nin tarifini uyguladım, malzemeleri ise şöyle;
200 gr pudra şekeri
1 yumurta akı
1 çorba kaşığı süt
gıda boyası

Yapılışı:
Tereyağını küçük bir tencerede biraz erittikten sonra altını kapatıp kalan kısmının da diğerinin sıcaklığıyla erimesini bekleyin. Bir kapta yumurta sarısı, şeker, süt ve yağı iyice karıştırdıktan sonra, başka bir kapta karıştırmış olduğunuz diğer kuru malzemeleri ekleyerek yoğurun ve yarım saat kadar buzdolabında dinlendirin. Daha sonra üzerine bir streç film sererek merdane ile yaklaşık 1 cm kalınlığında açın. Kalıplarla istediğiniz şekli verdikten sonra yağlı kağı serilmiş bir fırın tepsisine dizerek, 150-175 derece önceden ısıtılmış fırında altları pembeleşene kadar pişirin.

Kurabiyeler piştikten sonra biraz soğuyunca hazırlamış olduğunuz kuvertürle dilediğiniz gibi süsleyin. Bunu yaparken

1. Kuvertürü hemen hazırlayıp kullanmayın çünkü çok akışkan bir kıvamı oluyor ve bu da işi zorlaştırıyor. Ben biraz katılaşmış halini daha kolay kullandım. Çay kaşığı ve kürdan yardımıyla kurabiyelerin üzerine taşıdım.

2. Gıda boyasını çok güvendiğiniz bir yerden alın ve kürdanın ucunu batırarak istediğiniz rengi elde etmeye çalışın çünkü çok koyu renkler elde etmeniz an meselesi!

3. Kurumaları için biraz zamana ihtiyaçları var, bunu dikkate alarak üstüste koymayın :)

Friday, December 02, 2005

bol kalsiyumlu bir tatlı...

KAKAOLU LABNELİ PUDİNG
Benimki gibi süt içmeyi pek de sevmeyen bir çocuğa sahipseniz can kurtaran bir tarif olabilir bu sizin için de


Malzemeler:
1 paket labne peyniri
2 çorba kaşığı kakao
2 çorba kaşığı tepeleme un
3 çorba kaşığı tepeleme nişasta
3/4 su bardağı toz şeker (damak zevkinize göre ayarlayabilirsiniz)
1 lt süt
1 yumurta
1 küçük paket bitter çikolata (ben milkanın sütlü siyahını tercih ediyorum)

ayrıca süslemek için;
süt kreması ve rendelenmiş çikolata

Yapılışı:
Labne ve çikolata hariç tüm malzemeleri bir tencereye alıp çırpma teliyle iyice çırptıktan sonra, orta ateşte sürekli karıştırarak pişirelim. Kaynamaya başladıktan sonra labne ve çikolatayı da ekleyerek ateşten alalım ve çırpma teliyle karıştırmaya devam edelim ki üzeri kaymak tutmasın. Ilındıktan sonra benim yaptığım gibi bir kalıba alıp servis sırasında tabağa alabileceğiniz gibi kaselere de alabilirsiniz.

Afiyet olsun...

Monday, November 28, 2005

Beypazarı'na yolunuz düşerse...



önce tabi gezilmesi gereken yerleri mutlaka gezin... Beypazarı'na kuşbakışı bakmak için biraz tırmanmak gerekiyor ama gözünüz korkmasın yürüyerek değil arabayla. Ben daha önce iki kez gitmiş olmama rağmen geçen hafta annem, kayınvalidem, kuzenim ve yengem olmak üzere beş kız (!) gitmenin tadını çıkardım. Peşinden sürekli koşmam gereken afacan oğlum bu sefer babasıyla pazar keyfi yaptı evde. Alışveriş sırasında yanımızda can sıkıntısından yüz hatları giderek gerilen bir erkek de olmayınca ver elini gümüşçüler çarşısı, yiyecek alışverişi derken ne de çabuk gün bitiverdi.

Beypazarı'nı o kadar sevdim ki; öyle bir kere gittim gördüm geldim diyemiyorum. Yine gideceğim diyorum. Neden mi? Dokusu çok güzel, doğallığını, saflığını öyle güzel koruyor ki tıpkı insanları gibi... Her girdiğiniz dükkanda güleryüzle karşılanıyorsunuz. Nasıl ağırlayacaklarını bilemiyorlar sizi, çay mı kahve mi yoksa soda mı ikram etsinler. Anadolu insanının misafirperverliği büyükşehirlerde pek hatırlanmıyor artık ne yazık ki... Belki de Beypazarı'nda bunu hatırlamak hoşuma gitti. Sonra İnözü Vadisi'nin o bozulmamış, bereketli hali çok hoşuma gitti. Vadi içinde yemek yenilebilecek çok güzel sofralar var. Güveçte, odun ateşinde pişmiş etli pilavlar, kapamalar, yaprak sarmaları... Sonbaharın veda etmeye hazırlandığı, kışın da gelmeye sabırsızlandığı bir günde içilen o sıcacık nefis tarhana çorbası insanın ruhunu ısıtıyor. Dışarıda sarılar kırmızılar kahverengiler, yeşiller göz alıyor, içeride kocaman bir soba gürlüyor ve hafiften bir kanun sesi de yemeği tamamlıyor. Tabi o höşmerim tatlısının enfes tadı da damağınızda kalıyor. Aslında eni konu tarifini aldım da bakalım becerebilir miyim?...

Çarşı içinde ilk gittiğim günden beri vazgeçemediğim bir dükkan var. Adı "Yakut Ticaret". Dükkanın sahipleri o kadar temiz ve iyi niyetli insanlar ki, kendimi alışverişe değil de bir akrabamın evine gitmiş gibi hissediyorum oradayken. Tertemiz bir çift, birlikte işletiyorlar orayı. Dükkanda neler mi satılıyor? Ne satılmıyor ki... kurutulmuş her türlü sebze, meyve, baklagiller, baharatlar, turşular, daha neler neler. Beypazarı'na yolunuz düşerse bu dükkana uğramadan geçmeyin. Bir tavsiyede bulunmadan da geçemeyeceğim ama... kurutulmuş sebze, ya da bakliyat türü bir şeyler alacak olursanız bu işi yazın başında yapmayın. Yaz sonu, sonbahar ya da kış başı en uygun zaman, çünkü ilerleyen zamanda bunlar güvelenebiliyor. Ben aşağıda tarifini verdiğim kurutulmuş dolmalıkları ve salamura yaprağı Beypazarı'ndan aldım, hepsi birbirinden güzel çıktı.

İlgilenenler için şu linki kopyalıyorum: http://www.beypazari-bld.gov.tr/

GÜVEÇTE KURU DOLMA

Malzemeler:

1 su bardağı pirinç

1/2 su bardağı bulgur

1 su bardağı süt

1 çorba kaşığı yoğurt

1/2 su bardağı zeytinyağı (2 kaşık kadarı dolmanın üzerine gezdirilecek)

1 çorba kaşığı nar ekşisi

3 çorba kaşığı dolusu domates salçası

1 çorba kaşığı biber salçası

1 tatlı kaşığı tuz

1/2 demet kıyılmış maydanoz

1/2 demet kıyılmış taze nane ya da 2-3 çorba kaşığı kuru nane

1/2 demet doğranmış yeşil soğan

1/2 demet kıyılmış dereotu

2 adet orta boy kuru soğan

1 yumurta

3 çorba kaşığı süt kreması

Kurutulmuş patlıcan, kabak, biber ya da asma yaprağı

Yapılışı:

Aslında bu dolma içi ile yapılan dolmaya yalancı dolma diyorlar. Eşim hiç bir yemeğin içinde kıyma yemediği için kayınvalidem bu içle yaprak sarması yapar. Ben de eşimi tanımadan önce hiç bilmezdim bu şekilde dolma yapıldığını ama itiraf edeyim öyle lezzetli oluyor ki etli dolmaya tercih ediyorum ben de. Yapılışına gelince önce kuru sebzeleri kara suyu çıkana kadar arada bir kaç kez de haşlama suyunu değiştirerek yumuşayana kadar pişirin. Tamamen pişmemesine de dikkat edin çünkü dolma olarak da bir süre daha pişecek zaten.

Diğer taraftan genişçe bir tencere ya da tavada (ben bu işi için wok kullanmayı tercih ediyorum) önce zeytinyağ ile soğanı biraz kavurun ama tamamen ölmesin. Sonra diğer malzemeleri de ekleyerek sürekli karıştırın ve sütünü/suyunu çektikten sonra altını kapatarak bir süre ağzı kapalı olarak dinlendirin. Sonra yumuşamış olan sebzelerin içini bu içle doldurmaya başlayın. Bunu yaparken çok fazla doldurmamak gerekiyor yoksa piştikten sonra üzerinden taşıyor pirinçler.

İçini doldurmuş olduğunuz dolmaları ya da varsa sarmaları güvecin tabanını kapatacak şekilde yerleştirin. En son üzerine dolmaların yaklaşık yarı seviyesine gelecek kadar salçalı su ekleyin, güvecin ağzını alüminyum folyo ile kapatın ve hatta onun üzerine de uygun bir kapak daha kapatın. Önce harlı sonra da orta hararetli ateşte pişirin. En son olarak bir 10 dakika kadar da fırında tuttuktan sonra servis yapabilirsiniz. Afiyet olsun...

NOT: Dolma içini hazırlarken pirinçlerin biraz diri kalması gerektiğini, dolma olarak zaten pişeceğini unutmayın. Aksi taktirde pirinçleri tanımakta çok zorlanacaktır görenler.

Bir de güveç alırken mümkünse fotoğraftaki gibi içi siyah olanları tercih edin. Ben bu güne kadar çok güveç aldım ama yıkarken hep huylanmışımdır. Ne kadar iyi piştiği söylense de kırmızı toprak aktıkça benim güveçlerim saksı olmaktan kurtulamamıştı. Hatta bir defasında organik ürünler satan bir dükkandan tamamen doğal malzemeden yapıldığını öğrendiğim bir güveç almıştım. Tarif ettikleri gibi önce fırınladım sonra da içinde su kaynattım. Su kaynatma aşamasında güvecim kırılmıştı... Veee sonunda tam istediğim gibi bir güvece kavuştum işte. Daha önce içinde tandır, fasülye, türlü vs de pişirdim hepsinden çok iyi sonuç aldım. Bu güveci de Beypazarı'na giderken Ayaş'tan aldığımı söyleyerek son noktayı koyuyorum.

Monday, November 14, 2005

Rüyada hurma görmek bolluk ve bereket demekmiş...


Eh biz de artık bu etkinlikten sonra rüyalarımızda bol bol hurma görebiliriz ne dersiniz :) Epey uğraştım aklıma yatan bir tarif bulabilmek için ama açıkçası sonunda biraz tarifler biraz da yaratıcı güç diyerek koyuldum bir hurmalı tart yapmaya...

HURMALI CEVİZLİ TART

Malzemeler:
1 su bardağı çekirdeği alınmış ve ikiye bölünmüş hurma
1 su bardağı yarım ceviz
1 kutu süt kreması
3 çorba kaşığı toz şeker
1 çorba laşığı tereyağı
1/2 tatlı kaşığı tarçın
6 kare tatlı milföy hamuru

Yapılışı:

Milföy hamurlarını tart kalıbına yerleştirip üzerine ağırlık yapması için barbunya, nohut vs koyarak önceden ısıtılmış fırında pişirin. Bu arada bir tavada süt kreması ile hurmaları orta ateşte karıştırarak bir kaç dakika pişirin. Sonra üzerine toz şeker, ceviz ve tarçını da ekleyerek kremanın kıvamı biraz koyulaşana kadar pişirmeye devam edin.

Milföyler pişip biraz da soğuduktan sonra harcı üzerine serip kısa bir süre dinlendirdikten sonra servis yapın. Ben ılık servis yaptım ve ustamdan tam not aldım. Ustam kim mi?... Tabi kayınvalidem :) Yakında güzel tariflerimizi paylaşacağım sizlerle.

Afiyetle kalın...

Wednesday, October 19, 2005

Mine'nin kadayıfı aklıma takılmıştı... Şimdi artık midemizde...


Sevgili Mine 'nin yaptığı kadayıf öyle güzel görünüyordu ki, ne zamandır aklımdaydı denemek. Yıllar önce bir kere çok başarısız bir denemem olmuştu, o kadar başarısızdı ki kadayıf dendi mi tüylerim havalanıyordu! Neyse sonunda bu duygudan kurtuldum :) Yiyenler de bayıldı, teşekkürler sevgili Mine...

KADAYIF TATLISI

Malzemeler
500 gr kadayıf
120 gr tereyağı
150 gr dövülmüş ceviz

Şerbet için;
3 su bardağı şeker
3 su bardağı su
1,5 çorba kaşığı limon suyu

Yapılışı:
Önce kadayıfları tel tel ayrılacak hale getirip sonra da eritilmiş ılık tereyağ ile her yeri yağlanacak şekilde karıştırdım. Bu şekli verebilmek için ben çok küçük olmayan orta büyüklükte bir fincan kullandım. Kadayıftan bir tutam alıp fincanın dibine yerleştirdim ve ortası çukur kalacak şekilde sıkıştırdım. Sonra ortasındaki çukura bolca ceviz koyarak bir tutam daha kadayıfla kapattım ve onu da sıkıştrıdıktan sonra yağlı kağıt serilmiş tepsiye ters çevirdim. Hepsini bu şekilde dizip, iyice kızarana kadar 150 C de pişirdim. Yaklaşık 3 tepsi kadayıf oldu. Bu kadayıfların yarısı bir grup misafir için yarısı da başka bir grup içindi. Bu nedenle yarısının şerbetini dökmedim. Yukarıda verdiğim şerbet ölçüsünün yarısını yaptım. Daha sonra kalan kadayıfları da tekrar yukarıdaki ölçünün yarısı ile hazırladığım şerbetle tatlandırdım. Burada dikkat edilmesi gereken şey eğer kadayıf soğuksa şerbetin sıcak olmasıymış annemin dediğine göre. Bu şekilde yapınca ikinci grup daha güzel oldu gibi geldi bana.

Bir de Mine'nin ölçüsünden farklı olarak benim ceviz miktarım daha fazla gibi, bir de şerbet biraz daha fazla. Bu damak zevkine göre ayarlanabilir.

Tekar teşekkürler sevgili Mine...

NOT: Bu arada Mine'nin kurabiye tariflerine ve fotoğraflarına bayılıyorum. Baktıkça içim açılıyor :)

Saturday, October 15, 2005

NarYE...


NARLI GÜLLAÇ

Bu akşam iftarı ailece yaptık. Zaten ramazanın da tadı böyle çıkıyor aslında. Birlikte ezanın okunmasını beklemek, hep birlikte yemek yemek, üstüne içilen mis gibi demlenmiş çaylar, bir de tabiki özenle yapılmış tatlılar. Akşamki tatlılarımızdan biri de sevgili yengem Rezzan'ın Narlı Güllaç tatlısıydı, yani nar etkinliğimize ait tarifimin altında aslında Rezzan'ın imzası var. İşte tarif:
Malzemeler
6 yaprak güllaç
1 bardak iri kırılmış ceviz
1 lt süt
6 çorba kaşığı toz şeker
2-3 çorba kaşığı gül suyu
Sosu için;
2 su bardağı nar suyu
2,5 tatlı kaşığı nişasta
4 tatlı kaşığı toz şeker
Süsleme için
1/2 su bardağı nar tanesi

Yapılışı
Süt ile şekeri karıştırarak ateşe alın. Isınan sütün içine yavaş yavaş küçük parçalara kırılmış güllacı karıştırın. Sürekli karıştırarak pişirin ve 1-2 dakika kaynattıktan sonra ateşten alın. Biraz ılındıktan sonra gül suyunu ilave edin. Soğumaya yakınken de cevizi ekleyin ve bir kalıba dökün. Kelepçeli kalıp gibi bir kalıba da dökebilirsiniz ama altına streç film sererseniz bozulmadan çıkması daha kolay olur. Daha sonra dolaba kaldırın.

Bir yanda nar suyu, şeker ve nişastayı biraz kıvam alana kadar pişirin. Çok koyu kıvamlı olmaması gerekiyor, çünkü sadece sos olacak.

En son servis yaparken, tatlınızın üzerine sosun bir bölümünü dökün ve nar taneleri ile de süsleyin. Sosun kalan bölümünü tabaklara dilimlenen güllacın üzerine dökmek için ayırın. Afiyet olsun...

Sevgili Dilek sana ev sahipliğin için şimdiden teşekkür ederim...

Tuesday, October 11, 2005

Doğumgünü tariflerinin devamı ;)

MÜRDÜM ERİKLİ CEVİZLİ TURTA

Sevgili yengem Rezzan, doğum günü için harika bir tart yapmıştı. Ben de size tarifi kendi yazısıyla aktarmak istiyorum.


Malzemeler
2 su bardagı un
125 gr margarin
1 yumurta
100 gr iri çekilmiş ceviz ( ben buna fındık ta ilave ettim)
1 su bardağı tozşeker
2 çorba kaşığı çok soğuk su
1 tutam tuz

Üzeri için
15 mürdüm eriği
3.5 çorba kaşığı un
100 gr ince çekilmiş ceviz
8 çorba kaşığı pudra şekeri
60 gr tereyağ
2 yumurta
1 çorba kaşığı tozşeker


Hamur için margarini oda sıcaklığında yumuşatın. Un toz şeker ufak parçalara doğranmış margarin ve tuzu hamur yoğurma kabına alıp pütürlü bir karışım elde edene kadar yoğurun
Yumurta ceviz ve soğuk suyu ekleyip yoğurmaya devam edin .

Üzeri için mürdüm eriklerini 4 dilime kesip çekirdeklerini çıkarın . oda ısısında yumuşatılmış tereyağını mikserle bir kapta çırpın. Yumurtaları teker teker yedirerek ilave edin . Un 7 kaşık pudra şekeri ve cevizi ekleyerek iyice karıştırın .

Hamuru unlanmış bir zemine alıp merdane ile 3-4 mm inceliğinde açın 22 cm çapında kelepçeli kalıbı yağlıyıp içine hamuru yayın . önceden ısıtılmış fırında ( 180 derece ayarlı)
10 dakika pişirin . fırından çıkarıp üzerine toz şer serpin ( ben bu kısmı yapmadım)
Tereyağlı yumurta karışımını ilave edin. Üzerine erik dilimlerini dik olarak batırın . 10 – 15 dak fırında pişirin ( ben pişirme sürem 30 dak üzerinde oldu ) ılınınca üzerine pudra şekeri serpin . ben pudra şekeri serpmedim onun yerine krema ile servis yaptım daha lezzetli oluyor . onun için iki tabaka arasındaki tozşekeri dökmedim.

Bu tarif lezzet dergisi eylül 2005 sayısından

Ellerine sağlık Eco'cuğum, okuyunca hemen gidip yapasım geldi :) Çok lezzetliydi...

Sunday, October 09, 2005

Tatil bitti... En azından şimdilik :)

SAKIZLI LORLU KURABİYE











Tatile gitmeden önce sevgili Sibel 'in damla sakızlı ve lorlu kurabiyesini denemiştim. Zaten ne zamandır aklımdaydı ama tatlı lor bulmak çok kolay olmuyor buralarda. Benim her zaman peynir aldığım bir mandıra var Yeni Pazar diye. Onlar getiriyorlar ama malesef her zaman ben denk gelemiyorum. Daha önce alıp da derin dondurucuda sakladığım yarım kilocuk vardı elimin altında. Benim kendi geliştirdiğim bir pizza tarifim var bir gün onu da tam ölçüleriyle yazarım sizlere. Bu tarif için saklıyordum aslında o loru ama baktım ki iş uzuyor ben de şimdi kullanayım bari dedim. İşte tahmin ediyorum ki bu yüzden benim kurabiyeler biraz değişikliğe uğradı. Donup da çözülmüş bir lor, tazesi gibi olmuyor mutlaka. Bir kere çok su bırakıyor. Bu yüzden tarifte verilenden daha fazla un aldı. Bu sefer ben sert olmasından korktuğum için içine biraz daha zeytinyağı ekledim. Kısacası hamuru toparlayabilmek için biraz cebelleştim ama yine de çok güzel oldu kurabiyeler.

Ben bu tarifi çok benimsedim çünkü hem çok lezzetli hem de çok besleyici ve sağlıklı. 2,5 yaşındaki oğlum tepsinin başına oturdu ve sıcağıyla bir kaç tane kurabiyeyi yedi :) Zannetmeyin ki çok iştahlı bir çocuk. İştahı normaldir hatta biraz da cins bir çocuktur yemek konusunda. Kendine has tercihleri var. Mesela süt içmez... süt içmeyen bebek olur mu hiç? Oluyormuş işte! Her gün küçük beyin bu açığını kapatmaya çalışmak bana düşüyor tabi ki :) Tarifi çok sevmemin sebeplerinden biri bu. Hatta damla sakızı dışında vanilya, kakule vs aromalarla da tatlandırıp değişik versiyonlarını geliştirebiliriz, ama yine deeee damla sakızı çok çok güzel bir lezzet veriyor.

Bu kurabiyeyi denemek için biraz deneyimli olmak gerekiyor gibi geldi bana. Nasıl desem, o kıvamı iyi bilmeyen birisi un miktarını iyi ayarlayamayabilir mesela. Ben size tamamen Sibel'in verdiği ölçüleri vereceğim tarifin aslına sadık kalarak. Dediğim gibi peynirimden dolayı benim ölçüm çok farklı oldu. Yalnız şunu söyleyim eğer damla sakızını seviyorsanız biraz daha bol kullanabilirsiniz. Ben biraz fazla kullandım ve çok güzel oldu. Hatta annemler biraz daha fazla koyabilirmişsin dediler. Tabi bu biraz da herkesin kendi damak zevkiyle ilgili bir şey.

Malzemeler:
- 1/4 su bardağı zeytinyağı
- 250 g lor
- 1 su bardağı şeker
- 2 yumurta (birinin beyazı ayrılacak)
- 1/4 limonun suyu
- 1 çay kaşığı karbonat
- 2 su bardağı un (yaklaşık)
- 2 küçük parça damla sakızı
- Bir kase susam

Yapılışı ile ilgili detayları da yazmıyorum. Özellikle Sibel'in sayfasından okumanızı tercih ederim çünkü tarif vermenin ötesine geçmiş çok hoş paylaşımları var.

Sibel'e çok teşekkür ediyorum yine, bu tarifi arşivimize kazandırdığı için. Bize ait tatlar bunlar, damla sakızı, lor peyniri ve tabi zeytinyağı. Bu yönü de daha cazip kıldı açıkçası, daha bir sahip çıktım sanki bu tada...